34. MECLİS

Bu konuşmanın tarihi yoktur; bundan önceki meclisin devamı olabilir.

O gün hayli konuştu; sonra şöyle devam etti:

Allah yoluna can koyanlar, varlıklarını dağıtırlar. İşleri, hal­ka huzur getirmektir. Ganimet toplar, halka dağıtırlar. Onların al­dığı ganimet, Allah’ın fazlıdır. Onu alır, ihtiyaç sahiplerine karşılık­sız verirler. Darda kalmışları sıkıntıdan kurtarırlar. Borcunu öde­mekten çaresiz kalanlara yardımda bulunurlar; borçlarını öderler.

Onlar şahlardır; lâkin dünya şahı değil. Dünya şahları ganimet toplar; fakat kimseye vermez. Hâlbuki Allah yoluna baş koyan ce­maat, mevcut olanı başkalarına dağıtır, henüz ellerinde olmayanı da dağıtmak için beklerler. Bir şey alacakları zaman, Hak ve hakikat eli ile alırlar. Halkın onlara karıştığı yoktur. Zaten kendileri halka iyilik yapmaya çalışır; ayrıca onlardan yardım almaya tenezzül eder­ler mi? Onlar, dış varlıkları ile halka; iç varlıkları ile de Hakk’a ko­şarlar. Boş şeyler ve uygunsuz duygular, onlara tesir etmez. Nefsin garazı onları tesiri altına alamaz. Övülmek, onları yoldan alıkoya­maz.

* * *

Kibri at; ne kullara, ne de Hakk’a karşı büyüklük sat. Kibir az­gın kişilerin hâlidir. Allah onları yüzüstü cehenneme atacaktır, ilâhî öfkenin önüne duran olamaz. O bir defa darıldı mı, her şey yerle bir olur. Sen hangi hâlinle O’na büyüklük tavrı takınıyorsun?

O’na karşı yaptığın büyüklük birçok yollardan gelir. Ezan okun­duğu zaman yerinden sıçramıyorsan Hakk’a büyüklük satıyorsun. Kullara yaptığın zulümle Hakk’a büyüklük satıyorsun.

Tevbe et. İhlâs sahibi ol. Seni en küçük yaratığı ile öldürür. Nemrud’u küçük sinekle öldürdü. Birçoklarını aynı şekilde öldürmüştür. Allah, kibir ehlini, dilerse göze gözükmeyen yaratıkları ile de helak eder.

Dünyalık sahiplerini Allah, büyüklük sattıkları için çok kere ze­lil etti. Her şeye sahip iken bir pula muhtaç kıldı. Nimet içinde yüz­dükleri hâlde en çaresiz kişi oldular. Dipdiri yaşarken ölüp gittiler. Nasıl öldüklerine kimsenin aklı ermedi.

Muttaki olunuz. Şirk ehli olmayınız, içinizi dışınızı temizleyiniz.

Dıştan putlara taparak iç âleminizle Hakk’a şirk koşmayınız. Halkı yaratıcı bilip Hakk’ın ortağı tanımayınız. İnsanlara dayanma­yınız. İyiliği ve kötülüğü onlardan beklemeyiniz. Sizin elinizde bir şey olmadığı gibi onlarda da bir şey yoktur.

İnsanlar arasında öyle kimseler vardır ki, elinde dünyalık oldu­ğu hâlde kalbi sevmez. Dünyalığı hizmetçi yapar. Fakat kendisi hiz­metçi olmaz. Dünyalığı parça parça eder, dağıtır. Fakat kendisi parçalanmaz. Dünyalığı kendine mal eder. Ona mal olmaz. Dünyalığı ardından koşturur; fakat kendisi onun ardına düşmez.

Dünyayı takdirle anma. O kimse gibi ol ki, dünyayı tasarrufun­da tutar; fakat hiçbir zaman onun tasarrufu altına girmez.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz’den iki hadîs-i şerif rivayet edil­miştir. Biri şudur:

“İyi insan için, temiz mal ne hoştur.” Öbürü de şudur:

“Dünya malında hayır yoktur. Ancak malını alıp şu, şurada yapılacak hayır içindir, şu da, şurada yapılacak iyi işler içindir, di­yebilen hariç.”

Dünyalığı elinizde saklayınız. Kulların iyiliği için harcayınız. Ama onu kalbinize koymayınız. Şüphesiz böyle olan mal hayırlıdır. Zarar vermez. Dünya nimeti sizi aldatmasın. Onun sözüne kanma­yın. Yakında dünyadan taşınacaksınız, peşinizden de o nimetler…

* * *

Ey evlat! Kendine güven vermekle yetinme, batarsın. Kendi gö­rüşü ile yetinen batar. Zelil olur. Düz yolda ayağı kayar. Kendi gö­rüşünü beğenen, hidayetten mahrum olur. Kimse seni himaye etmez. Çünkü sen kimsenin reyini almadın. Ve hiç kimsenin fikrini dinlemedin. “Bilgi sahiplerinin bilgisi beni ilgilendirmez” diyorsun. İlim iddiasında bulunmaktasın. Hani amel? Boş davanın ne tesiri olabilir? Hani bu davanın tasdiki? Yapmakta olduğun davanın sıh­hati, gereğini yapmakla anlaşılır. Amel etmelisin; ihlâs sahibi olma­lısın. Âlim olduğunu bunlarla ispat edebilirsin.

Bela geldiği zaman sabırlı olmak, ilmin faziletini belirtir. Bir darlık anında yüzün bile buruşmamalı. Hakk’ı halka kesme. Tam ilim sahibi olsan dediklerimi yaparsın.

Gözlerin görmüyor; basiret iddiasında bulunuyorsun? Senin an­layışın kıt; neden anlayıştan dem vuruyorsun? Bu yalancı dâvalar­dan vazgeç. Allah’a yalvar.

Sen başkasını bırak, O’na dön. Her şeyin karşılığını O’ndan bek­le. Cümle şeyin Yaratan’ını ara.

Nefsin özelliklerini anla. Tatmin olman ve Yaratan’ı bilmen, onu bilmenle kabil olur. Nefsi anladıktan sonra başkalarını görebilirsin. Allah’ın dilediği geniş yoldan yürü. Dünya ve âhirette O’nunla olmayı dile. Takva sahibi ol. Zat âlemine geçebilmek için sıfat ille­tinden sıyrıl. Nefsini, yalnız emir ve yasakları yaparken tanı. Aslın­da nefsine sebat kuvveti veren yine O’dur.

Ey erkekler ve kadınlar, içinizden kimde ki zerre miktar ihlâs var, takvaya o kadar sahib olur. Kimde ki, zerre kadar sabır var, şü­kür yolunu o kadar tutuyor demektir ve kurtulacak kişi odur. Dik­kat ediniz; sizi iflâs halinde görmekteyim.

 Yukarı Çık

 

 

Fethu'r Rabbani

 

free web stats