58. MECLİS

Bu konuşma Şevval ayının ilk cuma sabahı yapıldı.

Konuşma tarihi: Hicrî 545, Milâdî 1150.

Daha ne kadar ilme çalışacak ve ameli unutacaksın? İlim def­terini biraz dür; amel defterini açmaya başla. Yaptığın işler ihlâslı olsun; olmazsa, felah bulamazsın. Bilgi toplamanın yeterliğine inan­dın; onu yeter bildin.

Sen Hakk’a kafa tutar oldun; yaptığın işler bunu gösteriyor. Gözlerinden hayâ duygusunu attı. Hak daima seni görmekte iken, uzaktan bakıp göremeyen eyledin; zannın böyle oldu.

Boş arzularını ele aldın. Bir şeye mâni olmak için, kötü arzuları­na kapıldın. Ve o arzunun emriyle hareket eder oldun. Bu hâle göre o boş arzular seni yıkacak; bunda şüphen olmasın. Bütün hâllerinde Allah’tan utan, O’nun hükmüne göre amel et. Zahir hükümlere göre işlerini yürütecek olursan o amel, seni Allah’a yakın kılar.

Allah’ım, bizi gafiller gibi unutma; koru. Âmin!

* * *

Günahlara belenirsen âfetler gelir, üzerine yıkılır. Tevbe eder, istiğfara devam edersen onlar sana gelmez; etrafına düşer.

Elbette insana bela gelir. Ondan kurtulan azdır. Sana düşen, Al­lah’tan sabır dilemektir. Bela ve âfet geldiği zaman, beraberinde sab­rın bulunmasını, uyarlığı da birlikte getirmesini dile. Ancak Hak’la aranda selâmet böyle olur. Böyle olunca da kalbinde karışıklık ol­maz, dış kalıbında olur. İç âleme geçemez, dışta kalır. Zahirdeki fâni mülke zarar olur, dinine bir zarar gelmez. Dolayısıyla gelen tecrübe yollu beliyye, nimet olur, felâket olmaz.

Ey içi bozuk, Allah’a inanman, Peygambere (s.a.v) uyman bir isme dayandı; mana bakımından iflâs ettin. Bu iflâsla yetinmeye kaldın. Bu hâl, içini de, dışını da yalanladı. Şüphesiz dünyada zelil yaşadın, âhiret işlerin de dolayısıyla öyle olur.

Âsi adam, nefsini, perişan eder. Âsi adam, kendini rüsva eder.

Ey bilgin, ilmini dünya yapıları ile kirletme. Azizi zelile değişme, ilim azizdir. Zelil, halkın elinde duran dünyalığa denir. Nasibinde olmayanı, sana vermeye halkın gücü yetmez. Ancak kısmetin onla­rın elinden geçer, gelir. Sabırlı olur, nasibini beklersen, muhterem olduğun hâlde gelir. Yazık, anlayışın kıt! Rızık alan, hiç kimsenin rızkını vermeye güçlü değildir. Bir kimse ki, almaya muhtaç, o kim­seye zerre veremez. Allah’ın’ tâati ile uğraş. O’ndan bir şeyler iste­mekten utan, yapma. Bir şeye ki ihtiyaç vardır, o sana öğretilir ve anlatılır. Yararına olan şeyler sana gelir. Hak Teâlâ, bazı kelâmında şöyle buyurur: “O ki, zikrimde olur, benden dilekte bulunamaz. Ona verdiğim dilekte bulunana verdiğimden daha çoktur.”

Kalbin karışmadığı dil zikri, fayda getirmez, o zikirde fayda yok­tur. Asıl zikir, kalbin zikri, sırrın zikridir; dilin zikri ondan sonra başlar.

Hakkı anmanın hakikî zevkini bulduğun zaman: “Beni zikrediniz, sizi zikredeyim; bana şükrediniz, küfre düşmeyiniz.” (el-Bakara, 2/152) mealine gelen âyet-i kerimenin sırrı zuhur eder.

O’nu an ki, seni ansın… O’nu an ki, hataların, günahın kalma­sın… Tâat sahibi olasın, isyanın olmasın… İşte o zaman seni anar. Sen de, halkı bırakır O’nunla olursun. Ve O’nu anmak, seni bir şey istemekten alıkoyar. Bütün maksudun O olur. O zaman cümle arzu­nu bırakırsın. O, senin bütün arzu merkezini teşkil ederse O’nun ilim hazinelerinin anahtarı eline teslim edilir.

Allah’ı seven kimse, başkasını sevemez. Hak sevdirmez; Zâtın­dan gayri şeylerin sevgilerini kalbinden çıkarır.

Bir kulun kalbinde Hak sevgisi yerleşirse, başka sevgiler kendi­liğinden çıkar, gider. Hak Teâlâ sevgisini kulun bütün duygularına içirir. Artık içi ve dışı O’nunla meşgul olur. Hem sureti, hem mânası O’nunla olur. O, kulunu, kendi Zâtı için hazırlar, âdetlerden çıkarır, ümran şehirlerden dışarı atar. İşte asıl sevgi bundan sonra başlar.

Senin aklın yok mudur ki, O’na konuk olmaya hazır olmadın sen; hiç bunu düşünmedin mi?

Bir gün sıran gelecek. Ölüm meleği gelip hayatını yerinden oynatır. Ehlinden ve sevdiklerinden ayrılırsın. Çalış, ruhun alındığı za­man Allah’a kavuşmayı sevmez olmayasın.

Âhirette sana lâzım olan şeyleri ara. Ölümü bekle. Bunu yapa­cak olursan, Hak katında dünyada gördüğün şeylerin en iyisini gö­rürsün.

“Rabb’imiz, bize dünyada iyilik ihsan eyle. Âhirette de iyilik ver. Ve bizi ateş azabından koru.” (el-Bakara, 2/201) Âmin!

 Yukarı Çık

 

 

Fethu'r Rabbani

 

free web stats