Namazı, Huzur ve Huşu ile Tamamlamak

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

"Namazlarinda husu içinde olan mü'minler kurtulusa ermislerdir."


Bilesin ki, dil âlimleri «husu» kelimesini «korkmak» ve «çekinmek» gibi kalb eylemlerinden sayar, bazilari da «sükûnet» , «öteye - beriye bakmamak» ve «oynamamak» gibi davranis eylemlerinden kabul eder.

Fikih âlimleri «husu» ´un namazin farzlarindan mi oldugu, yoksa faziletlerinden mi sayilmasi gerektigi hususunda anlasmazlik halindedirler, her iki görüsü de ileri sürenler vardir.

Birinci görüsü savunanlar su hadis ve âyete dayaniyorlar.

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Kulun ancak akli tam yerinde iken kildigi namaz, namaz yerine geçer."


Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:



"Namazi beni hatirlamak için kil!" (Tahâ, 14), ilk görusü savunanlara göre gaflet hali «zikir» ´ le. yani Allah (C.C)'i hatirda tutma eylemi ile bagdasmaz, bu yüzden ulu Allah (C.C):



«Sakin gafillerden olma» diye buyurur. (Araf Sûresi - 205)




Beyhakî'nin Muhammed Ibni Sirin (R.A.) dan rivayetine göre Muhammed Ibni Sirin söyle demistir:

«Haber aldim ki Peygamber'imiz (S.A.S.) namaz kilarken gözlerini havaya kaldirdigi için bu âyet inmistir.»

Abdurrezzak'in (R.A.) ayni konudaki rivayetinde bu âyet inince Peygamber (S.A.S.)'imizin kendisine namazda husu içinde olmasini ve gözlerini secde yerinden ayirmamasini emrettigi ilâve edilmektedir.

Hakim ve Beyhaki'nin birlikte Ebu Hureyre (R.A.) dan naklettiklerine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) namaz kildigi vakit gözlerini semaya dikerdi. Bunun üzerine kendisine yukardaki âyet inmis, o da hemen besini egmisti» .»

Hasan'dan (R.A.) rivayet edildigine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

"Bes vakit namaz, bîrinizin evin önünden akan suyu çok bir nehir gibidir, her gün bes kere bu nehre girip yikanirsa üzerinde kir namina bir sey kalabilir mi?"

Peygamber'imiz (S.A.S.) demek istiyor ki: büyükleri disinda bütün günahtan, geride hic bir sey birakmamak üzere, bes vakit namaz giderir. Elbette ki bu durum, husu içinde ve kalb huzuru ile kilinan namaz için söz konusudur, böyie olmayan namaz da zaten sahibine reddedilir.

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Dünyanin her seyi ile ikisini keserek iki rek'at namaz kilan kimsenin geçmis bütün günahlari affedilir."

Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

"Namaz kilmak, hacca gitmek, Beytüllah'i tavaf etmek ve diger usulü belirlenen ibadetler,
Allah (C.C)'i hatirda tutmayi saglamak için emredilmistir. Hatirlanan hakkinda ki asil amaç ve hedef o'dur, kalbinde saygi ve ürperme olunmayinca böyle bir hatirlamanin (zikrin) ne kiymeti vardir?»

Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Kötü ve çirkin davranislardan sahibine alikoyamayan namaz kulun Allah (C.C)'dan daha çok uzaklasmasina sebep olur."

Bekir Ibni Abdullah der ki:

«ey insanoglu! Allah (C.C)'in huzuruna izinsiz girip kendisi ile tercümansiz konusmak istersen bunu yapabilirsin.»

Kendisine «bu nasil olabilir?» diye sorarlar.

Bekr Ibni Abdullah söyle cevap verir:

«iyicene bir abdest alirsin, ve namaz yerine gidersin. Iste o anda Allah (C.C)'in huzuruna izinsiz girmis, tercümansiz O'nunla konusmus olursun.»

Hz. Ayse (R. Anha) diyor ki:

«Rasulullah (S.A.V) ile karsilikli konusurduk. (O bize bir sey der, biz de O'na karsiliginda bir sey söylerdik.) Fakat namaz vakti girince Allah (C.C)'in azameti ile öylesine mesgul olurdu ki, sanki ne O bizi tanir ve ne de biz O'nu tanir olurduk.»



Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Allah (C.C), kulun kalbi ile bedenini birlikte hazirlayarak kilmadigi namazin tarafina bakmaz."

Allah (C.C)'in dostu Hz.ibrahim (A.S.) namaza durdugu zaman iki mil uzaktan kalbinin atisi duyulurdu.

Said ül-Tenuhî (rehimehullahu) namaz kilarken yanagindan sakalina süzülen göz yaslari dinmezdi.


Peygamber'imiz (S.A.S.) adamin birini namazda sakali ile oynerken gördü ve «eger bu adamin kalbi Allah (C.C) korkusu tasisa azalari da tasirdi» diye buyurdu.

Anlatildigina göre Hz. Ali (kerremellahu vechehu) namaz vakti girince titremeye boslar, rengi atardi. «Ne oluyor sana ya emirülmüminin?» dediklerinde «göklere yere ve daglara arzedilince ürkerek yüklenmekten çekindikleri halde benim üzerime aldigim emânetin vakti geldi» diye cevap verirdi.

Rivayete göre Ali Ibni Hüseyin (rehimehullahu) abdest alirken rengi sararirdi, yakinlari ona «abdest alirken sana niye böyle oluyor» sorarlar. O da su cevabi verirdi: «kimin karsisina dikilmek istedigimi biliyor musunuz?»

Rivayete göre Hatem ül-Asam'a (R.A.) namazi nasil kildigi hakkinda soru soruldu, o da söyle cevap verdi:

«Namaz vakti girince güzelcene abdest alir, namaz kilacagim yere varirim, ezalarim yerine, otursun diye önce bir müddet otururum. Sonra kalkar, kaslarimin arasinda Kabe, ayaklanrimin altinda Sirat köprüsü, sagimda cennet, solumda cehennem. arkamda ölüm melegi olan Azrail vnrmis gibi farzederek ve kilacagim son namazmis gibi kabul ederek korku ve ümid arasi bir ruh hali içinde usulüne uygun bir tekbir alarak namaza dururum.
Düzenli bir sekilde «Fatiha» ve «zammisure» okurum, tevazu içinde rukua vararak husu içinde secdeye kapanirim. Sonra sol ayagimin disini yere, sag ayagimi bas parmak üzere dikerek bagdas kurar, otururum. Bu yaptiklarima ihlas halini katarim. Sonunds «kildigim namaz acaba kabul oidu mu, yoksa olmadimi bilemem.



Ibni Abbas (R. Anhuma) der kî:

«tefekkür hali içinde kilinan ne uzun ne kisa (orta) iki rek'atlik namaz, basibos bir kalb ile kilinan bir gecelik namazdan daha hayirlidir.»

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Ahir zamanda ümmetimden öyleleri gelecek ki, camilere varacak, halka kurup oturacaklar. Dillerinden dünya ve dünya sevgisi düsmeyecektir. Öyleleri ile oturup kalkmayin, Allah (C.C)´´in onlara hic bir haceti yoktur.»

Hasan El Basri'den (R.A.) rivayet edildigine göre:

«Peygamber (S.A.V)'imiz
(S.A.S.) bir gün «size insanlar arasinda en çirkin hirsiz kimdir, haber vereyim mi» diye buyurdu.

Orada bulunanlar «kimdir ya Resulullah?» diye sordular.

Peygamber (S.A.V) 'imiz «Namazindan çalandir» diye cevap verdi.

Oradakiler «namazindan çalmasi nasil olur?» diye sordular.

Peygamber (S.A.V)'imiz namazin ruküunu ve secdesini eksik - eksik yaparak» cevabini verdi.


Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Kiyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba çekilecektir. Namazdan yana bir eksigi çikmadigi takdirde hesaplasmasi kolay geçer. Fakat eger namazdan yana bir eksigi çikarsa ulu Allah (C.C) meleklerine «bu kulumun nafile ibadetleri varsa ondan borca kalmis farzlari yerine koyun» diy« buyurur.»

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

"Bir kula verilebilecek en hayirli hediye iki rek'at namaz kilsin diye kendisine izin vermektir."

Namaza duracagi zaman Hz. Ömer'in (R.A.) bögürleri titrer ve disleri takirdardi. Bu halin sebebi kendisine sorulunca «emaneti yerine getirmenin ve farz borcunu ödemenin vakti geldi, bilmem ki, onu nasil yerine getirecegim?»

Anlatildgtna göre Half Ibni Eyyüb (R.A) bir gün namazda iken bir yerinden ari sokar. Sokulan yer (konar, fakat half hiç bir sey duymaz.)

Bu sirada Ibni Said çikagelir. Half'e üzerinden kan geldigini bildirir de o da elbisesini yikar. Ona sorarlar, «nasil oluyor, ari seni sokuyor, vücudunu kanatiyor da sen hiç bir sey duymuyorsun?»

O da su cevabi verir. «Melik ül-Cebbar olan Allah (C.C)'in huzurunda duran, basindan Azrail dikilen, solunda cehennem ve ayaklarinin altinda Sirat köprüsü bulunan kimse böyle bir seyi nasit duyabilir?»

Amr Ibni Zerrin (rehimehullahu) eli kanser olmus, kendisi ibadet ve takvada hayli yüksek dereceye varmis bir zat idi, doktorlar «elini mutlaka kesmemiz gerekiyor» dediler. O da «öyle ise kesin» dedi. Doktorlar «seni ipler ile baglamadan kesemeyiz» dediler.
Bunun üzerine «beni baglamanizi istemiyorum, namaza durdugum zaman kesiniz» dedi. Nitekim namaza durunca elini kestiler, o ise hiç bir sey duymadi bile.

Kalplerin Keşfi