ABAZA:
(Tür.) - Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk. -
Abaza Hasan Paşa, Osmanlı vezirlerinden.
ABBAD:
(Ar.) Er. -Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yerine
getiren. Yasaklarından kaçınan. -Abbad b. Bişr. Ashab'dan.
ABBAS
(Ar.) Er: 1. Sert, çatık kaşlı kimse. 2. Arslan (bkz. Esed, gazanfer,
şiir). - Abbas b. Abdülmuttalib. Rasûlullah (s.a.s)'ın amcası,
Mekke'nin fethinde müslüman olmuştur.
ABBASE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Abbas).Ahmed
b. Hanbel'in hanımının ismi. Hz. Abbas'a mensup olan.
ABBAZ:
(Fars.) Er.- Yüzgeç, yüzücü.
ABD:
(Ar.) Ka. - Köle, hizmetçi, itaat edici. Kul. Sonuna Allah'ın isimleri
getirilince bazı isimler meydana gelir. Abdullah, Abdurrahim,
Abdulmelik gibi.
ÂBDAR:
(Fars.) Ka. - 1. Sulu, taze. 2. Parlak. 3. Sağlam vücutlu. 4. Nükteli.
5. Zarif, güzel, hoş. 6. Su veren hizmetçi.
ABDİ:
(Ar.) Er. - Kulluk ve itaat eden.
ABDULLAH:
(Ar.) Er.- Allah'ın kulu. Peygamber (s.a.s)'in en sevdiği isimlerden
aynı zamanda babasının adıdır.
ABDURRAHMAN:
(Ar.) Er. - Rahman'ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü'min-kafir
ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah'ın isimlerindendir.
Abdurrahman İbn Avf:
Sahabedendir.
ABDURRAUF:
(Ar.) Er. - Rauf olan Allah'ın kulu. (bkz. er-Rauf).
ABDUSSABUR:
(Ar.) Er. - Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah'ın kulu. Allah'ın
isimlerinden, (bkz. es-Sabur).
ABDÜDDAR:
(Ar.) Er. - Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak
yaratan Allah'ın kulu. ed-Dar. Allah'ın isimlerindendir.
ABDÜLAFUV:
(Ar.) Er. - Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah'ın kulu. Allah'ın
isimlerinden,(bkz. el-Afuv).
ABDÜLA'LA:
(Ar.) Er. - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah'ın kulu.
A'la kelimesi Kur'an-ı Kerim'in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir
İslam bilgini.
ABDÜLALİ:
(Ar.) Er. - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah'ın kulu. Ali kelimesi
Kur'an'da Allah'ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.
ABDÜLALİM
(Ar.) Er. - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah'ın kulu.
Alim kelimesi Allah'ın 99 isminden birisidir.
ABDÜLAZİM:
(Ar.) Er. - Azamet ve büyüklük sahibi Allah'ın kulu. - Allah'ın
isimlerinden, (bkz. el-Azim).
ABDÜLAZİZ:
(Ar.) Er. - Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah'ın kulu.
(bkz. Aziz). Aziz Allah'ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz:
32. Osmanlı padişahının adı.
ABDÜLBAKİ:
(Ar.) Er. - Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı.
Allah'ın kulu-Allah'ın isimlerinden, (bkz. Baki).
ABDÜLHABİR:
(Ar.) Er. - Her şeyin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar
olan Allah'ın kulu. (bkz. el-Habir). Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHADİ:
(Ar.) Er. - Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah'ın kulu. - Allah'ın
isimlerinden, (bkz. Hadi).
ABDÜLHAFIZ:
(Ar.) Er. - Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve
dilediği zamana kadar bela ve afetlerden koruyan Allah'ın kulu. -(bkz.
el-Hafız). Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHAK:
(Ar.) Er. - Hak ve gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran Allah'ın
kulu. - Hak, Esmau'l-Hüsna'dandır.
ABDÜLHAKEM:
(Ar.) Er. Bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına
baş vurulduğu yüce Hakem Allah'ın kulu. - (bkz. el-Ha-kem). Allah'ın
isimlerinden.
ABDÜLHALİM:
(Ar.) Er. - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah'ın kulu. -
(bkz. Halim). Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHAMİD.
(Ar.) Er. - Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah'ın
kulu. - Hamid; Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Hamid).- Türk dil
kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
ABDÜLHASİB:
(Ar.) Er. - Bütün varlıkların takdir edilen hayatları boyunca yaptıkları
bütün işlerin ayrıntılarıyla hesabını en iyi bilen Hasib'in kulu. -
Hasib; Allahın isimlerindendir.
ABDÜLHAY:
(Ar.) Er. - Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gücü yeten
Cenab-ı Allah'ın kulu. -(bkz. el-Hay). Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLKADİR:
(Ar.) Er. - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü
yeten Allah'ın kulu.-Kadir; Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Kadir).
ABDÜLKAVİY:
(Ar.) Er. - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah'ın kulu. -Kaviy kelimesi
Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz. el-Kaviyy).
ABDÜLKAYYUM:
(Ar.) Er. - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi
için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan,
baki, kaim Allah'ın kulu. - Kayyum, Allah'ın isimlerindendi. (bkz.
el-Kayyum).
ABDÜLKEBİR:
(Ar.) Er. - Kebir'in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah'ın kulu. -
Kebir; Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Kebir).
ABDÜLKERİM:
(Ar.) Er. - Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah'ın kulu. -
Kerim; Allah'ın isimle -rindendir. (bkz. Kerim).
ABDÜLLATİF:
(Ar.) Er. - Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve
eşyanın inceliklerini bilen Allah'ın kulu. - el-Latif; Allah'ın
isimlerindendi. (bkz. Latif).
ABDÜLMACİD:
(Ar.) Er. - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah'ın
kulu. - Macid kelimesi, Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Ma-cid).
ABDÜLMALİK:
(Ar.) Er. - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah'ın
kulu. - Malik; Allah'ın isimlerindendi. "Abd" takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLMECİD:
(Ar.) Er. - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce
Allah'ın kulu. - Mecid kelimesi Allah'ın 99 isminden biridir. Sultan
Abdülmecid Han: 31. Osmanlı padişahı.
ABDU'L-MELİK:
(Ar.) Er. - Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah'ın
kulu. el-Melik, Allah'ın isimlerindendir.
ABDÜLMENNAN:
(Ar.) Er. – Çokihsan
eden, ihsanı bol olan Allah'ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah'ın
sıfatlarındandır.
ABDÜLMUCİB:
(Ar.) Er. - Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren,
onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah'ın kulu. Mucib,
Esmau'l-Hüsna'dandır. - (bkz. el-Mucib).
ABDÜLMUHSİ:
(Ar.) Er. - Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Allah'ın kulu. -
Muhsi, Esmau'l-Hüsna'dandır.
ABDÜLMUHYİ:
(Ar.) Er. - Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlıları ve hayatı
diri tutan Allah'ın kulu. - Muhyi, Allah'ın 99 isminden birisidir,
(bkz. Muhyi).
ABDÜLMUİD :
(Ar.) Er. - Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah'ın
kulu. - Muid Allah'ın 99 isminden birisidir, (bkz. el-Muid).
ABDÜLMÜMİN:
(Ar.) Er. - Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere,
iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah'ın kulu. -
Mü'min, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLVACİD:
(Ar.) Er. - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde
eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid'in kulu. Vacid,
Allah'ın isimlerindendir. -(bkz. el-Vacid).
ABDÜLVAHİD:
(Ar.) Er. - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde,
işlerinde asla benzeri olmayan Allah'ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı
Hakk'ın Kur'an'da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz. el-Vahid).
ABDÜLVALİ:
(Ar.) Er. - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve
idare eden Allah'ın kulu. - Vali, Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz. el-Vali).
ABDÜLVARİS:
(Ar.) Er. - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün
zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah'ın kulu. - Varis
kelimesi Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Varis).
ABDÜLVASİ:
(Ar.) Er. - Vasi'nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık,
fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah'ın kulu. - Vasi kelimesi,
Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Vasi).
ABDÜLVEDUD:
(Ar.) Er. - Vedud'un kulu.- Allah'ın isimlerinden. Vedud; iyi
amel sahibi kullarını seven, onlara rahmet ve rızasını yönelten,
sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce
Allah anlamındadır.
ABDÜLVEHHAB:
(Ar.) Er. - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah'ın kulu. Vehhab,
Allah'ın isimle-rindendir. - "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
ABDÜLVEKİL:
(Ar.) Er. - Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini
halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah'ın kulu. - Vekil. Allah'ın
isimlerindendir. (bkz. el-Vekil).
ABDÜLVELİ:
(Ar.) Er. - Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına
mütevelli ve nazar edici olan Allah'ın kulu. - el-Veliyy kelimesi
Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Veli).
ABDÜRREZZAK:
(Ar.) Er. - Bütün mahlukların rızkını veren Allah'ın kulu. - Rezzak,
Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
ABDÜSSAMED:
(Ar.) Er. - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah'ın kulu. - Samed,
Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz. Türk dil
kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
ABDÜŞŞAHİD:
(Ar.) Er. - Şahid'in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü
ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah'ın
kulu. - Şahid, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. eş-Şahid).
ABDÜŞŞEKÜR:
(Ar.) Er. - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok
ikramda bulunan Allah'ın kulu. - Şekür, Allah'ın isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan kullanılmaz.
ABDÜZZAHİR:
(Ar.) Er. - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli
olan Allah'ın kulu. - ez-Zahir, Allah'ın isimlerindendir. (bkz.
ez-Zahir).
ABİDİN:
(Ar.) Er. - İbadet edenler-Zeyne'l-Abidin'den kısaltma isim ad.
Zeynelabidin:
Hz. Ali'nin torunlarından biri, ibadet edenlerin ziyneti.
ABŞAR:
(Ar.) Ka.- Şelale.
ABUŞKA:
(Tür.) Er. - Koca, zevc, yaşlı erkek.
ABUZER:
(f.a.i.) Er. - Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu
Zer (el-Gıfarî) isminin fonetik değişikliğe uğramış şekli.
ABUZETTİN:
(Ar.) Er. - Din yolunda çabuk, hızlı giden
ACA:
(Tür.) Er. 1. Amca, ağabey. 2. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3.
Büyük
ACABAY:
(Tür.) Er. - (bkz. Aca).
ACAHAN:
(Tür.) Er. - (bkz. Aca).
ACAR:
(Tür.). 1. Becerikli. 2. Atılgan, ele avuca sığmaz. 3. Halk. 4. Yeni,
taze- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı:
1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.
ACEM:
(Ar.) Er. 1. Arap olmayan milletlerin hepsi 2. Açık ve doğru Arapça
konuşamayan kimse 3. Özellikle İranlı, İran halkından biri. Acem
Bekir Efendi: Türk Reisü'l-Küttab, 1723.
ACER:
(Ar.) Ka. - Hz. İsmail (a.s.)'in annesi (bkz. Hacer).
ACLAN:
(Ar.) Er. - Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14. yy.
ortalarında yaşamış Karasi Beyi.
AÇE:
(Tür.) Ka. - Sumatra adasının en kuzey kısmı. Önceleri burada Açe İslam
devleti hüküm sürerdi. Şimdi ise Hollanda sömürgesidir.
AÇELYA:
(Yun.i.) Ka. - Kokusuz, fundagillerden çeşitli renklerde çiçekler açan
bir bitki.
AÇIL:
(Tür.) Ka. - Açılmak eyleminden emir; serpil
AÇILAY:
(Tür.) Ka. - Ayın dolunay halinde olmaya başlaması
AD:
(Ar.) Er. - Çok eskiden Yemen taraflarında bulunan ve Hud peygamber
tarafından imana getirilemediği için Allah tarafından yok edildiğine
inanılan bir kavmin adı. Kur'an-ı Ke-rim'de bu kavim aynı isimle anılmış
ve başlarından geçen hadiseler genişçe ele alınmıştır.
ADAHAN:
(Tür.) Er. - Adanın hakimi, yöneticisi.
ADAL:
(Tür.) Er. - "Adın yayılsın, ün kazan" manasında.
ADALEDDİN :
(Ar.) Er. - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak
kullanılır.
ADALET:
(Ar.) Ka./Er. - 1. Hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık,
doğruluk. 2. Haksızlıktan uzaklaşma.3.
Düzenli ve dengeli davranma. 4.
Hakkaniyet.
ADANIR:
(Tür.) Ka./Er. - Şanlı, şöhretli
ADEM:
(İb.h.i.) Er. 1. Allah'ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk
peygamberi. 2. Adam. 3. İyi, temiz kimse. Âdem (a.s.) ilk insan
ve ilk isimlendirilen varlık. Kur'an'da Hz. Adem'in 25 yerde ismi geçer.
ADETULLAH:
(Ar.) Er. - Allah'ın kanunu, ilahi sünnet.
ADEVİYE:
(Ar.) Ka. 1. İyilik, yardımseverlik. 2. Ünlü hanım mutasav-vıfe.
ADIGÜZEL:
(Tür.). Ka./Er. - Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.
ADİL:
(Ar.) Er. 1. Doğruluk gösteren. Doğru. 2. Eşit, eş, müsavi. 3. Adaletli
davranan. Kur'anî bir isimdir. Allah'ın emirlerini hakkıyla uygulayan
anlamına gelir. Raşid halifelerin 2. cisi Ömer b. el-Hattab'ın meşhur
lakabı.
ADİLE:
(Ar.) Ka. 1. Doğruluk gösteren. 2. Doğru- Her işinde adalet, doğruluk
bulunan hükümet. 3. Adile Sultan; Osmanlı döneminde Bağdat'ta
valilik yapan Süleyman Paşa'nın hanımı. Adına bir cami bir de
kervansaray yapılmıştır.
ADİLHAN:
(a.t.i.) Er. - Adil yönetici.
ADİL GİRAY:
(a.t.i.) Er. - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray'ın
oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-
mah savaşını kazanan İranlılarca tutsak edildi ve Kazvin'de öldü.
ADİN:
(Ar.) Er. - Cennet (Adn).
ADİY:
(Ar.) Er. - Savaşçı, savaştan geri durmayan, mücahid. Adiy b. Hatim
et-Tai: 630 yılında müslüman oldu. Babası gibi cömertti.
Kabilesinde İslam'dan dönme eğilimleri görünce engel oldu. Cemel
vakasında Hz. Alinin yanında yer aldı.
AFAFET:
(Ar.) Ka. 1. Afıflik, temizlik, temiz olan. 2. Fenalıktan, günah
işlemekten kaçınma. 3. Namuslu olmak.
AFET:
(Ar.) Ka. 1. Büyük felaket, bela, musibet. 2. Çok güzel kadın, dilber
AFFAN: (Ar.)
Er. - Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, temiz. Ashab'dan
bu ismi kullananlar olmuştur.
AFGAN:
(Ar.) Er. - Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya'da yaşayan müslüman bir
kavim. Cemalettin Af-gani: Müslüman alimlerden.
AFİF:
(Ar.) Ka. 1. İffetli, namuslu, ırz ve namus sahibi kadın. 2. Doğru,
haramdan sakınan, yolsuzluğa sapmaz kişi.
AFİFE:
(Ar.) Ka.. - (bkz. Afif). IV. Mehmed'in hanımı.
AFİL:
(Ar.) Er. 1. Uful eden, gurub eden, batan (güneş, yıldız). 2. Görünmez
olan, kaybolan
AFİTAB:
(Fars.) Ka.l. Güneş, gün ışığı. 2. Çok güzel, dilber, parlak yüz.
AFRA:
(Ar.) Ka. 1. Ayın onüçüncü gecesi. 2. Beyaz toprak. Afra binti Ubeyde:
Sahabe hanımlardan.
AFŞAR:
(Tür.) Er. 1. Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. Türkiye, Iran,
Azerbaycan ve Afganistan'da dağınık olarak yaşamaktadırlar. 2. Çabuk iş
gören, çevik, atılgan
AFŞİN:
(Tür.) Er. - Zırh, silah. Afşin bey: Selçuklu komutanı. ( XI. yy.).
Gümüştigin'le birlikte Anadolu savaşlarına çıktı. Malatya'da Bizans
ordularını yendi. Marmara kıyılarına kadar ilerledi (1079).
AFTABE:
(Fars.) Ka. - 1. Su kabı. 2. Güneş biçiminde yapılan mücevher.
AFUV:
(Ar.) Er. - Daima affeden, merhametli. Esmaü'l-Hüsna'dandır. "Abd" takısı
alarak kullanılır.
AGAH:
(Fars.) Er. - Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı.
Agah Efendi: (1744-1824). Türk devlet adamı.
AĞAN:
(Tür.) Ka.- Akanyıldız, ağma
AGER:
(Tür.) Er. - Temiz, doğru kimse
AGRA:
(Ar.) Er. - Çok sevimli, çok yakışıklı.
AĞA:
(Tür.) Er. 1. Yaşlanma manasına gelen "ağmak"tan. Büyük, efendi. Büyük
kardeş, ağabey. 2. Amir, baş, reis. Eski devlet teşkilatımızda bazı
idarecilere verilen unvan. 3. Osmanlı
devletinde okuma-yazma bilenlere verilen şeref unvanı. 4. Halkın
saygısını kazananlara verilen unvan. 5. Er-kek, eş, koca. 6. Eski büyük
konaklarda çalışan hizmetlilerin başı. Eski Türklerde soylu aileye
mensup kadınlar da bu unvanı kullanmışlardır.
AĞAHAN:
(Tür.) Er. - Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde
ağabey anlamında da kullanılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur
unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.
AĞAR:
(Tür.) Er. - 1. Beyaz renkli. 2. Açık tavırlı, samimi. 3. Asil, onurlu,
şerefli.
AĞANER:
(Tür.) Er. - Saf, temiz, duru insan.
AĞCA:
(Tür.) Ka. - Beyaz tenli kadın.
AĞGÜL:
(Tür.) Ka. - Beyaz gül, ak gül.
AHAD:
(Ar.) Er. 1. Bir, kişi, kimse. 2. Birler, birden dokuza kadar olan
sayılar. 3. Ünlü Türk denizcilerinden Ahad bey (Umur bey
donanmasından).
AHAVİ:
(Ar.) Er. - 1. Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.
AHBARÎ:
(Ar.) Er. - Haber veren, rivayet eden.
AHDİ:
(Ar.) Er. - Ahd, and icabı veya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk
tezkire yazan ve Divan şairi (Bağdat 1593).
AHENK:
(Fars.) Ka. 1. Uygun, uyum düzen, armoni. 2. Renkler arasında uygunluk.
Sesler arasında uygunluk,
düzen, makam. 3. Çalgılı eğlence-Saz takımınca icra edilen beste. 4.
Kasıt, niyet.
AHFA:
(Ar.)- Kalb, ruh, sır, hafi, ah-fa şeklinde sıralanan "Ietafet-i hamse"
sonuncusuna verilen ad.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AHFAZ:
(Ar.) Er. - 1. Belleği çok kuvvetli. 2. Kur'an'ı en iyi hıfzetmiş kişi.
3. Alçak gönüllü.
AHFEŞ:
(Ar.) Er. 1. Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2. Yalnız gece gören kimse.
Ahfeş lakabında üç büyük Arap alimi vardır. Abdülhamid, Said b.
Mes'ade, Ali b. Süleyman.
AHİ:
(Ar.) Er. 1. Ahi ocağına mensup olan kimse. 2. Cömert, eliaçık. Ahi
Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döneminde yaşamış ve Şirinu Perviz
mesnevisini yazmıştır.
AHİD:
(Ar.) Er. 1. Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2. Söz vermek.
Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.
AHLAS:
(Ar.) Er. - 1. Saf, halis, ka-rışımsız. 2. İyi yürekli, temiz kimse. 3.
Kur'anî ıstılahta, Allah'a halis olarak yönelip ihlaslılıkta ileri bir
dereceye varmış kul.
AHMED:
(Ar.) Er. - Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur'an-ı Kerim'de Saf
suresinin 2. ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: "...adı Ahmed olan
peygamberi de müjdeleyici olarak geldim" şeklinde geçen isimlendirme
ile Peygamberimizin isimlerinden birisi olarak anıldı ve kullanılmaya
başlandı.- Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Ahmed-i
Muhtar, Hz. Muhammed (s.a.s).
AHMER:
(Ar.) Er. - Kırmızı, kızıl.
AHNEF:
(Ar.) Er. 1. Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak
kullanılır. Ahmet b. Kays, as-habdan.
AHNES:
(Ar.) Er. - Basık ve sivri burunlu. Daha çok lakap olarak kullanılır.
AHRA:
(Ar.) Ka. - Daha layık, münasip, uygun
AHSA:
(Ar.) - Arabistan'ın Kuveyt-Katar kısmına verilen isim- Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır
AHSEN:
(Ar.) - Daha güzel, çok güzel, en güzel. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır. Ahsen-i takvim: En güzel şekil. Kur'an-ı Kerim'in
Tin suresinin 3. ayetinde insanın ahsen-i takvim üzere yaratıldığı
beyan buyurulmaktadır. Ahsen kelimesi, Kur'an'da 16 yerde
zikredilmiştir.
AHTER:
(Fars.) Ka. - Yıldız.
AHU:
(Fars.) Ka. 1. Ceylan, karaca, gazal. 2. Güzel, ince alımlı kadın. 3.
Gözleri ceylan gözüne benzeyen kadın. 4. Kardeş, dost
AHVER:
(Ar.) Er. -1. Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2. Zeki, akıllı.
AHVES:
(Ar.) Er. - Cesur, kahraman, yiğit.
AİŞE:
(Ar.) Ka. - 1. Yaşayan, zenginlik ve bolluk gören. Yaşayış. Aişe
binti Ebu Bekir. Peygamberimiz (s.a.s)'in hanımlarından. Muhterem
annelerimizden biri olan Aişe (r.a.) İslami bilgisi ve fakihliği ile de
meşhurdur (bkz. Ayşe).
AJDA:
(Tür.) Ka. 1. Filiz sürgün. 2. Çentik çentik olan şey
AKABE:
(Ar.) Er. 1. Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. 2. Tehlike. Atlatılması
zor güçlük, muhtıra.
AKAD:
(Tür.) Er. - Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.
AKALP:
(Tür.) Er. - Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.
AKIN:
(Tür.) Er. - Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket
kabiliyetine sahip.
AKINALP:
(Tür.) Er. - Akın yapanyiğit.
Yiğit.
AKINCI:
(Tür.) Er. -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının
moralini bozan
uç süvarileri. Hafif süvari.
AKINER:
(Tür.) Er. - (bkz. Akınalp)
AKINTAN:
(Tür.) Er. - Tan yeri ağarırken yapılan akın
AKİF:
(Ar.) Er. 1. Bir şeyde sebat eden. 2. İbadet eden, ibadet maksadıyla
mübarek bir yere çekilen. İ'tikafa giren. 3. Direnen. M. Akif Er soy:
Ünlü şair ve yazarımız. Safahat'ın yazan. İstiklal marşını telif
etmiştir.
AKİFE:
(Ar.) Ka. 1. Bir şey üzerinde azimle duran, sebatlı, kararlı. 2. İbadet
eden hanım.
AKİL:
(Ar.) Er.- Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı. Ali b. Ebi Talib'in
kardeşi. Akil b. Ebi Talib.
AKİLE:
(Ar.) Ka.- (bkz. Akil)
AKİPEK:
(Tür.) Ka. - İpek gibi kadın.
AKİS:
(Ar.) Ka. 1. Yankı. 2. Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada
görünmesi, yansı. 3. Zıt, ters, muhalif.
AKKOR:
(Tür.) Ka. - Işık saçacak aklığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
AKKIZ:
(Ar.) Ka.- Beyaz kadın.
AKMAN:
(Tür.) Er. 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse.
AKMANER:
(Tür.) Er.- (bkz. Akman).
AKMAR:
(Ar.) Ka. - Aylar, yıldızlar.
AKMER:
(Ar.) Ka. - Ay gibi beyaz (yüz)
AKNUR:
(t.a.i.) Ka. - Beyaz nur.
AKÖZ:
(Tür.) Er. - Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli.
AKPINAR:
(Tür.)- (bkz. Pınar).
AKSAN:
(Tür.) Er.- İyi ve temiz tanınmış kimse.
AKSEN:
(Tür.) Ka.- Sen aksın, temizsin, doğru ve namuslusun.
AKSEVİL:
(Tür.) Ka. - (bkz. Sevil).
AKSIN:
(Tür.) Er.- Temiz, doğru, dürüstsün.
AKSOY:
(Tür.) Er. - Temiz soylu.
AKSUN:
(Tür.) Er. - (bkz. Aksu).
AKSUNA:
(Tür.) Ka. -Ak renkli yaban ördeği.
AKSUNER:
(Tür.) Er.- (bkz. Aksungur).
AKSUNGUR:
(Tür.) Er.-Doğan cinsinden bir nevi av kuşu. - Aksungur b. Abdullah.
Melikşah zamanında Halep'in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk
Emiri.
AKSU
:
(Tür.) Ka. 1. Temiz, pırıl pırıl su gibi. 2. Nehir
AKSÜYEK:
(Tür.) Er. - Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.
AKŞEMSEDDİN:
(t.a.i.) Er.- Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük
1459). Fatih'in hocasıdır. İstanbul'un fethinde bulundu. Ünlü sahabi
komutan Eba Eyyub el-Ensari'nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil
kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
AKŞIN:
(Tür.) 1. Az ak, akımsı.2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan
boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan (insan, hay-
van). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AKŞİT:
(Tür.) Er. - Kutlu uğurlu. 2. Ak. 3. Güneş, nur, aydınlık. Akşit
Muhammed b. Tugac: İhşidiler devletinin kurucusu.
AKTAY:
(Tür.) Er. - Beyaz tay. Türkler'de çok kullanılan bir isimdi.
AKTAÇ:
(Tür.) Er. - Beyaz taç.
AKTAN:
(Tür.) - Aydınlık, mehtaplı gece.
AKTAR:
(Tür.) Er. - Parlak, aydınlık sabah.
AKTAŞ:
(Tür.) Er. - Mermer.
AKTEKİN:
(Tür.) Er. - Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit.
AKTEMÜR:
(Tür.) Er. - Akdemir.
ARTİMUR:
(Tür.) Er. - (bkz. Aktemur).
AKTOLGA:
(Tür.) Er. - (bkz. Tolga).
AKTUĞ:
(Tür.) Er. - (bkz. Aytuğ).
AKYIL:
(Tür.) Er. -Temiz, güzel sene. - Erkek ve kadın adı olarak da
kullanılır.
AKYILDIZ:
(Tür.) - Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sabah
yıldızı.
AKYİĞİT:
(Tür.) Er.- Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.
AKYOL:
(Tür.) Er. - Dürüst, doğru ve iyi yol.
ALAADDİN:
(Ar.) Er. -Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin
Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralları
açısından "d/t" olarak kullanılır.
ALACAN:
(Tür.) Er. - (bkz. Akan).
ALAGÜN:
(Tür.) Ka. - Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.
ALAMET:
(Ar.) Ka. 1. İşaret, iz, nişan. 2. Remiz, sembol. 3. Belirti, emare. 4.
Çok iri, şaşılacak büyüklükte (mec.).
ALANALP:
(Tür.) Er. - Ülke alan, fetheden, fatih.
ALANAY:
(Tür.) Er. - (bkz. Alanalp).
ALANER:
(Tür.) Er. - (bkz. Alanalp).
ALANGOYA:
(Moğ.) Ka. 1. Altın geyik. 2. Ünlü Moğol destanının kutsal sayılan
kadın kahramanı.
ALANGU:
(Tür.) Er. -Altın geyik.
ALANUR:
(Ar.) Ka. - (bkz. Nur).
ALAPINAR:
(Tür.) Ka. - (bkz. Pınar).
ALATAN:
(Tür.) Er. - Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkler.
ALATAY:
(Tür.) Er. - Derisinde benekler olan tay.
ALCAN:
(Tür.) Ka. - Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.
ALEMDAR:
(a.f.i.) Er. 1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar.
2. İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.
ALEV:
(Tür.) Ka. 1. Ateşten ve yanıcı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli
şekillere giren gazlardan meydana gelen şeffaf dil, yalım. 2. Aşk
ateşi, sevda. 3. Alımlı, cazibeli kadın.
ALEVİ:
(Ar.) Er. - Hz. Ali soyundan, Hz. Ali'ye hususi ilgi gösteren, ona
taraftar olan. Şii mezhebinin kollarından biri.
ALGUHAN:
(Tür.) Er. - Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip
Harezmden Afganistan'a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz'in
yasalarını şiddetle uyguladı.
ALGUN:
(Fars.) Ka. 1. Aklı alınmış. 2. Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3.
Tümsek, tepe.
ALGUNE:
(Fars.) Ka. 1. Serap. 2. Allık.
ALGÜL:
(Tür.) Ka. - Kırmızı gül.
ALİ:
(Ar.) Er. 1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib'in oğlu.
Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)'nın kocası. Dördüncü
halife.
ALİCAN:
(a.f.i) Er. - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana
gelmiştir. - (bkz. Ali ve Can).
ALİCENGİZ:
(a.t.i.) Er. - Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda
anlamlan ile "Alicengiz oyunu" deyiminde geçer.
ALİGÜHER:
(a.f.i.) Er. - Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.
ALİ HAN:
(a.t.i.) Er. - Yüce han.
ALİKADR:
(Ar.) Er. 1. Yüksek kıymette
olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğer. 2. Meşhur bir
çeşit lale.
ALİM:
(Ar.) Er. 1. Çok okumuş, bilgin.,2. Çok bilen. 3. Sonsuz. İlim sahibi.
Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'an'da Cenab-ı Hakk'ın ismi olarak 13
yerde geçer. "Abd" takısı alarak da kullanılır.
ALLAHVERDİ:
(a.t.i.) Er. - İran'da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı.
ALP:
(Tür.) Er. 1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan.
2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi.
Buisim
İslam'dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti.
ALPAGU:
(Tür.) Er. 1. Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2. Eski Türklerde bir
rütbe adı. 3. Eski Türklerde bir kurt adı.
ALPAĞAN:
(Tür.) Er. - Cesur, yiğit, kahraman.
ALPAK:
(Tür.) Er. - Dürüst, kahraman, yiğit.
ALPARTUR:
(Tür.) Er. - Kendine güveni olan yiğit.
ALPASLAN:
(Tür.) Er. - Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu
hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi
onundur (l071).
ALPERTUNGA:
(Tür.) Er. - Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626
yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka)
hükümdarı olduğu söylenir.
Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden
değişik adlarla bahsedilir.
ALPGİRAY:
(Tür.) Er. - Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.
ALTAY:
(Tür.) Er. 1. Asya'da Batı Sibirya ile Moğolistan'ı ayıran dağlık bölge.
2. Altay dağlan bölgesinde yaşayan Türklerin genel adı.
ALTIN:
(Tür.) Ka. 1. Parlak, san renkte, paslanmayan, kolay işlenebilen, ziynet
eşyası olarak da kullanılan maden, zer, zeheb. 2. Örfte kadın adı olarak
kullanılır. Zerrin (bkz. Zerrin).
AMİD:
(Ar.) Er. 1. Çok hasta. 2. Aşk hastası. 3. Başlıca nokta. 4. Önder, şef,
komutan. 5. Diyarbakır'ın eski adı. Ortaçağ'da İslam Türk devletlerinde
kullanılan bazı unvanlar ve memuriyet isimleri.
AMİL:
(Ar.) Er. 1. Fail, yapan, işleyen. 2. İslam devletlerinde zekat, vergi
tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.
AMİNE:
(Ar.) Ka. - Gönlü emin, kalbinde korku olmayan. - Peygamber'in (s.a.s)
annesinin adı. (bkz. Emine).
AMİR:
(Ar.) Er. 1. Mamur eden, şenlendiren. 2. İmar olunmuş. 3. Devlete ait.
4. Kendisine bağlı görevliler bulunan. Amir b. Abdullah b. Mes'ud:
Tabiindcndir. İslam fıkıh bilgini.
AMİRE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Amir).
AMMAR
(Ar.) Er. 1. Memur eden. 2. Bayındırlaştıran. (bkz. Amir). - Ammar b.
Yasir. Sahabeden. İlk müslüman olanlardandır. Çok işkence gördü.
Habeşistan'a hicret etti. Annesi ilk İslam şehidcsi Sümeyye (r.
anha)'dir.
AMR:
(Ar.) Er. - Uzun yaşamak, uzun ömürlü olmak. Amr b. Madikerib:
631'de Medine'ye gitti ve müslüman oldu. Çok yaşlıyken bile iyi
savaştı.
AMRE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Amr).
AMUZ:
(Fars.) Er. - Bilen, öğrenmiş, öğreten.
ANBER:
(Ar.) Ka. 1. Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan ve
misk gibi kokan, kül renginde madde. 2. Güzel koku. 3. Güzellerin
saçı.
ANDAK:
(Tür.) Er. - Hemen, o anda. - Erkek ve kız adı olarak kullanılır.
ARCA:
(Ar.) Ka. -1. Temiz, namuslu. 2. Aksak, topal.
ARDA:
(Tür.) Er. 1. Eskiden bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek. 2.
İşaret için dikilen değnek. -3. Çıkrıkçı kalemi. 4. Sonra gelen.
ARDALI:
(Tür.) Er. - (bkz. Arsal).
ARDAN:
(Tür.) Er. - (bkz. Arsal).
AREF:
(Ar.) Er. 1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili.
AREFE:
(Ar.) Ka. 1. Arife, dini bayramlardan bir evvelki gün. 2. Bir önceki
gün.
AREL:
(Tür.) Er. - Temiz, dürüst kimse.
ARGU:
(Tür.) Er. 1. İki dağ arası, uçurum. 2. Orta Asya'da Issık gölü
çevresinde Çu ve Talaş havzalarında yaşamış Kırgızların en büyük boyu.
Argu Türkleri.
ARGUN:
(Tür.) Er. 1. Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2. Yanyana iki
kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval. - Argun:
İlhanlı hükümdarı. Abaka Han'ın oğlu.
ARGÜN:
(Tür.) Er. - Temiz, aydınlık gün.
ARGUN ŞAH:
(Tür.) Er - (bkz. Argun). Argunşah. (Nizameddin) Anadolu
Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II'nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan
arasında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.
ARHAN:
(Tür.) Er. - Üstün nitelikli, gururlu bakan.
ARICAN:
(Tür.) Er. - Temiz, doğru kimse.
ARIÇ:
(Tür.) Er. - Barış, asayiş.
ARIER:
(Tür.) Er. - Çalışkan kimse.
ARİF:
(Ar.) Er. 1. Meşhur, çok tanınmış, mütearif. 2. Bilgi sahibi. Bilen,
bilgili, irfan sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.
ARİFE:
(Ar.) Ka. - Bilgi ve irfan sahibi kadın. Uyanık, ince ruhlu, latif.
ARITAN:
(Tür.) Er. - Temizleyen, arı duruma getiren.
ARKAN:
(Ar.) Er. 1. Temiz, ari kandan gelen. 2. Üstün galip. Arkan (Seyfı)
Türk mimar (1903-1966).
ARKIN:
(Tür.) Er. - Yavaş, ağır, sakin, gelecek yıl.
ARKUT:
(Tür.) Er. - Temiz, uğurlu, kutlu.
ARMAĞAN:
(Fars.) 1. Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzer. 2. Birinin gördüğü işe
veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3. Bir ilim
adamını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla
adına çıkarılan ilmi eser. (Köprülü Armağanı). - Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
ARRAF:
(Ar.) Er. l Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap
aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgileri.
ARRAFE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Arraf).
ARSAL:
(Tür.) Er. - Temiz huylu, namuslu.
ARSEBÜK:
(İ.) Er. - 1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus konusunda titiz.
ARSLAN:
(Tür.) Er. 1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2.
Cesur adam, bahadır. 3. Bir çeşit çiçek. Arslan Argun:
Alpaslan'ın oğlu (1097).
ARTUK:
(Tür.) Er. - Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü hakanı
Alpaslan'ın emrinde Malazgirt savaşına katıldı.
ARÜSEK:
(Fars.) Ka. 1. Gelin, küçük gelin. 2. Bebek gibi güzel kız. 3.
İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4. Ateş böceği. 5. Küçük
bir mancınık çeşidi.
ARZIK:
(Tür.) Er. - Dindar, sofu.
ARZU:
(Ar.) Ka. 1. İstek, bahşiş. 2. Emel, heves, meyl. 3. Özlemek, müştak
olmak. "Arzum" olarak da kullanılır. Meşhur halk hikayelerinde
Kamber'in sevgilisi.
ASAF:
(Ar.) Er. 1. Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz.
Süleyman'ın ünlü veziri. Süleyman (a.s.)'ın en çok güvendiği kişiydi.
Neml suresinde anlatılanlar Asaf üzerine yorumlandı. Daha sonra
padişahın vezirlerine Asaf unvanı verildi.
ASAL:
(Tür.) Er. - Başlıca, esaslı, temel.
ASALET:
(Ar.) Er. - Soy temizliği, soyluluk.
ASENA:
(Tür.) Er. - Kurt.
ASFA:
(Ar.) Er. - Çok saf, en temiz, halis.
ASGAR:
(Ar.) - En küçük, daha küçük. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ASHAB:
(Ar.) Er. 1. Sahib'in çoğulu. 2. Hz. Muhammcd (s.a.s)'i görüp ona tabi
olan kişiler. İnsanlık aleminin en seçkin simaları ve örnek
neslidirler. Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah'ın
yardımını müşahade etmişler ve büyük peygamberin öğretilerini harfiyyen
yaşamışlardır.
Ashab-ı Kiram: Yüce sahabeler.
ASIF:
(Ar.) Er. - Pek sert, pek şiddetli, şiddetle esen.
ASIFE:
(Ar.) Ka. - Şiddetle esen rüzgar. Kur'an'da Yunus 22, İbrahim 18 ve
En'am suresi 81. ayetlerde geçer.
ASİL:
(Ar.) Er. 1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden.
3. Kendi kendine hareket eden. 4. Soyu, sopu belli. Necip.
ASIM:
(Ar.) Er. 1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haramdan
çekinen. 3. İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr:
(749). İslam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve
yiğitliğiyle ün saldı.
ASİYE:
(Ar.) Ka. 1. Sütun, direk, kolon. 2. Mersingiller, mersin ağacı türünden
ağaçlar. 3. İsyan eden, itaatsiz, başkaldıran, serkeş, bagi. 4. Allah'ın
emirlerini yerine getirmeyen, günahkar. 5. Haydut, şaki. -Bu isim
Rasulullah tarafından yasaklanmıştır. İçerdiği anlam İslami anlayışa
terstir.
ÂSİYE:
(Ar.) Ka. - 1. Kederli üzüntülü. Musa (a.s.)'ı daha bebekken Nil'den
kurtarıp sarayda büyüten ve sonra onun peygamberliğine iman eden kadın.
Kur'an'da Fir'avun'un karısı olduğu belirtilmiştir. Fakat ismi
zikredilmemiştir. - (bkz. Kasas: 9; Tahrim: 11). Firavun'a karşı gelerek
müslüman olmuştur. Tahrim suresinde mü'mine bir kadının en son noktada
yapması gerekenlere örnek olarak gösterilen hanım.
ASKER:
(Ar.) Er. 1. Ordu, ordu örgülüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke
savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3.
Rütbesiz asker, er.
ASKERÎ: (Ar.)
Er. - Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed el-Hasan b.
Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903-993). Ebu Davud
esSicistani'nin talebesiydi.
ASLI:
(Ar.) Ka. 1. Asıl, tek, dip, kütük, temel, esas, kaide, kural, hakikat.
2. Soy, sop, nesep. 3. Bir şeyin belli başlı kısmı, başlangıç, baş yer,
sıhhat. 4. Hakiki, esaslı, halis, safi. 5. Esasen, zaten,
başlıca, en ziyade, hakikaten.
ASLIHAN:
(a.t.i.) Ka. - Aslı ve Han kelimelerinden türetilmiş birleşik bir isimdir.
Kerem ile Aslı hikayesinin kadın kahramanıdır. Güzelliğinin yanında
saçlarının uzunluğu ve gürlüğünden bahsedilir.
ASRİ:
(Ar.) Er. - Zamana uygun, çağdaş.
ASUDE:
(Fars.) Ka. 1. Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak,
müsterih. 2. Sakin, sessiz.
ASUMAN:
(Fars.). - Gök, sema, felek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek
kahramanı. Doğu Anadolu'da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
ASUTAY:
(Tür.) Er. - Hırçın tay.
ASYA:
(Tür.) Ka. - Dünyadaki kıtaların en büyüğü.
AŞIK:
(Tür.) Er. 1. Bir başkasını aşkla seven. 2. Dalgın, unutkan. 3.
Tasavvufta Allah'a muhabbet duyan kişi. Aşık Çelebi (1520-1572)
Osmanlı şair ve yazarlardan.
AŞİR:
(Ar.) Er. 1. Ondabir, onuncu. 2. Samimi dost ve arkadaş. 3. Koca. 4. Aşar
toplayan. 5. Kur'an-ı Kerim'den 10 ayetlik bir bölümü okuma. Aşir
Efendi (Mustafa). Osmanlı Şeyhülislamı (1728-1804).'Bursa, Mekke ve
İstanbul kadılıklarında bulundu. 1758-1800'de Şeyhülislamlık görevini
ifa etli.
AŞKIN:
(Tür.) 1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4.
Sonra. 5. Benzerlerinden daha üstün. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AŞKINAY:
(Tür.) Ka. - (bkz. Aşkın).
AŞKINER:
(Tür.) Er. - (bkz. Aşkın).
ATA:
(Tür.) Er. 1. Baba. 2. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3. Vermiş, veriş.
Bağışlama, ihsan. 4. Yesevi tarikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah:
Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin el-Fikri'nin azatlı
kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir.
ATABEK:
(Tür.) Er. 1. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli
şahıs. 2. Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.
ATABEY:
(Tür.) Er. - Devlet yönetiminde bir san. Lala.
ATACAN:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATAÇ:
(Tür.) Er. - Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.
ATAERGİN:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATAHAN:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATAKAN:
(Tür.) Er. -1. Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2. İleri atılan.
ATALAY:
(Tür.) Er. - (bkz. "Ata"). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut,
Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu
oldu (1968).
ATAMAN:
(Tür.) Er. - (bkz. "Ata"). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don
kazaklarının önderlerine verilen ad.
ATANER:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATASAGUN:
(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.
ATASAN:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATASEVEN:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATASOY:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATATUĞ:
(Tür.) Er. - (bkz. Ata).
ATAULLAH:
(Ar.) Er. - Birleşik isim. - Allah'ın bağışladığı, hediye ettiği,
ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı
(1719-1785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.
ATAY:
(Tür.) Er. - Bilinen, tanınmış.
ATIF:
(Ar.) Er. 1. Çevirme, meylettirme, imale. 2. Yükletme, birinin işi veya
sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3. Yüzünü çeviren, meyleden,
mail, müteveccih. 4.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5. Beğenen.
Atıf Efendi (Mehmet Kuyucaklı. (-İst. 1847). Osmanlı matematik
bilgini. Şam ve İstanbul kadılıklarında bulundu.
ATIFA:
(Ar.) Ka. - (bkz. Atıf).
ATIFET:
(Ar.) Ka. 1. Birine iyi niyet ve sevgi ile yönelme, teveccüh, meyi. 2.
Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, ihsan.
ATİK:
(Ar.) Er. 1. Sırtın üst kısmı. 2. Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3.
Eski, kadim, kühen, dirin. 4. Azatlı, hür. 5. Güzel genç kız. 6. Çok
hareketli, çevik, hızlı hareket eden. 7. Asil. 8. Hz. Ebubekir'in
lakabı. Peygamber (s.a.s)'in "Sen ateşten kurtulmuş kimsesin"
müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.
ATİKE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Atik). Atike: Kureyş kabilesinden Zeyd b.
Amr'ın kızıdır. Hicretten önce İslamiyeti kabul etmiştir. Medine'ye
hicret edenler arasındadır. Hz. Ebubekir'in oğlu ile evlenmiştir.
Abdullah, Taif te şehid olunca Hz. Ömer'le O şehid edilince Zübeyr b.
el-Avvam ile, o da şehid edilince Hz. Hüseyin ile evlendi. Ve Hz.
Hüseyin de şehid olunca şehid zevcesi olarak anıldı.
ATIL:
(Tür.) Er. - Girişken ol, ilerlemek için çaba göster.
ATILAY:
(Tür.) Er. 1. Ünlü, namlı, şöhretli. 2. Atilla'dan sonra tahta geçen ünlü
hükümdar.
ATILGAN:
(Tür.) Er. 1. Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikelerden
korkmadan her zaman ileriye atılan. 2. Karşı çıkan, çekinmesi olmayan,
cüretkar. 3. Hevesli.
ATİLLA:
(Tür.) Er. 1. Büyük, ünlü. 2. Babacık. 3. Savaşçı, fatih. 4. Hun
Türklerinin büyük imparatoru (400-453).
ATKIN:
(Tür.) Er. - Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.
ATLAN:
(Tür.) Er. - Ata bin.
ATLAS:
(Tür.) Er. 1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Düz, havasız, tüysüz.
3. Büyük harita. 4. Atlas okyanusu. 5. Kuzey Afrika'da Fas, Cezayir'i
geçerek Tunus Körfezi'ne kadar uzanan sıradağlara verilen ad.
ATLIHAN:
(Tür.) Er. - Ata binmiş süvari. - Birleşik isim. Atlıhan: Alınca
Hanın oğlu. Tatar'ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.
ATSAN:
(Ar.) Ka. - Susuz, susamış, teşne.
ATTAB:
(Ar.). - Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid.
Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.
ATTAR:
(Ar.) Er. 1. Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku
ticareti yapan kimse. 2. İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3.
Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan
sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.
ATUF:
(Ar.) Er. - Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah'a karşı sevgi
duyan.
ATUFET:
(Ar.) Ka. - Şefkat, merhamet.
ATYEB:
(Ar.) Ka. - Çok güzel, pek güzel.
AVCI:
(Tür.) Er. l. Avlanan, av sporu yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye
uğraşan. 3. Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.
AVFİ:
(Ar.) Er.Arap düşünür
(Basra- ? ) İhvanu's-Safa denilen İslam felsefe akımının kurucularından
biri.
AVNİ:
(Ar.) Er. 1. Yardımla ilgili, yardıma ait. 2. Fatih Sultan Mehmed'in
şiirde kullandığı mahlas.
AVNİYE:
(Ar.) Ka. 1. Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve
Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. 2. Yardım etmiş.
Yardımla ilgili.
AVNULLAH:
(Ar.) Er. Allah'ın yardımı. - Birleşik isim.
AVŞAR:
(Tür.) Ka. - Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti'nin
kurulması ve yakındoğunun Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.
AVVAD:
(Ar.) Er. - Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar,
gazeteci. Diplomat.
AY:
(Tür.) Er. 1. Yılın on iki bölümünden biri. 2. Dört hafta, 29-30, 31
günden oluşan zaman dilimi. 3. Kutsal kitapta adı geçen kent. Kudüs'ün
kuzeyi. 4. Dünyanın uydusu. Ay: Mısır kralı. Amarnada memurdu.
Genç kral Tutank Hamon'un danışmanı oldu.
Daha sonra o ölünce dul karısıyla evlenip tahta çıktı (İ.Ö. 1320).
AYABA:
(Tür.) Er. - Muhammed Tapar'ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar'ı
Oğuzların elinden tutsaklıktan kurtarıp tahtına oturttu. Selçukluları
istila etmek isteyen Harizm Şahlan uzun süre engelledi.
AYALP:
(Tür.) Er. - Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.
AYAS:
(Ar.) 1. Dolunay, mehtap. 2. İskenderun Körfczi'nin batı kıyısında
Ceyhan nehrinin ağzının vücuda getirdiği Yumurtalık limanı veya Ayaş
koyunun kuzeydoğu kenarında, Adana ilinin Yumurtalık ilçesinin idare
merkezidir. Ayaş Paşa: Osmanlı sadrazamlarından birinin adı.-
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYASUN:
(Tür.) Ka. - (bkz. Aysun).
AYAYDIN:
(Tür.) Er. - Ay ışığı, aydınlığı.
AYAZ:
(Tür.) Er. - Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz: Selçuklu
emin (Öl. 1105).
AYBEG:
(Tür.) Er. -Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey. Abeg
Kutbeddin (Öl. 1210): Delhi Memlükler Devleti'nin kurucusu. İslam'ın
Ortaasya'da yayılmasında büyük başarılar gösteren, Gazne sultanı
Muiziddin'le birlikte savaşıp onun ölümüyle Delhi sultanlığına gelen
ünlü komutan.
AYBEK:
(Fars.) - Put, sanem. - İsim olarak kullanılmaz.
AYBEN:
(Tür.) Ka. - Ay benizli.
AYBER:
(Tür.) - Ay meyvası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYBERK:
(Tür.) Er. 1. Sağlam ay, sağlam kişilik. 2. Şimşek, ay'ın şimşek gibi
parlaklığı. 3. Yaprak, ay yaprağı.
AYBİGE: (Tür.)
- Büyük ay, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYBİKE:
(Tür.) Ka. - (bkz. Ayben).
AYBİKEN:
(Tür.) Ka. - Eski Türk hükümdarlarından birinin hanımının ismi.
AYCA:
(Tür.) Ka. - Ay gibi güzel, ışıklı, parlak.
AYÇAN:
(Tür.) Ka. - Ay gibi parlak güzel ve sevimli.
AYCİHAN:
(a.f.i.) - Cihanı aydınlatan ışık. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYÇA:
(Tür.) Ka. 1. Ayın yeni doğduğu günlerdeki şekli, yeni ay, hilal. 2. Cami
kubbelerine ve minare külahlarına konulan hilal şeklindeki süs. 3. Ay
kadar güzel, aydınlık.
AYÇETİN:
(Tür.) Er. - Zor, güç ay.
AYÇIL:
(Tür.) Ka. 1. Işık saçan, sürekli parlaklık veren ay. 2. Ay gibi.
AYDAN:
(Tür.) Ka. - Ay'a dahil olan. Ay gibi.
AYDANUR:
(Tür.) Ka. - Ay'ın ışığı, aydan yayılan ışık.
AYDEMİR:
(Tür.) Er. - Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi.
AYDERUSİ:
(Ar.) Er. - Güney Arabistan'ın eski ve tanınmış bir derviş ailesinden
olup (1722-1778) yılları arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Taif,
Suriye ve İstanbul'a ziyaretler yapmıştır.
AYDİLEK:
(Tür.) Ka. - Ay ve dilek isimlerinden oluşmuş birleşik isim. -Ay'a ait
arzu, istek.
AYDIN:
(Tür.) 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen,
ziyadar, münevver. 3. Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4.
Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli,
münevver. Kılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak
kullanılır.
AYDINALP:
(Tür.) Er. - Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya
Selçuklulan'ndan ünlü bir komutan.
AYDINAY:
(Tür.) Ka. - (bkz. Aydın).
AYDİNÇ:
(Tür.) Er. - Cesur, aydın.
AYDINER:
(Tür.) Er. - (bkz. Aydın).
AYDINTAN:
(Tür.) Er. - Şafak vakti.
AYDINTUĞ:
(Tür.) Er. - (bkz. Aydın).
AYDOĞDU:
(Tür.) Ka. - Doğmakta olan ay. Ay doğdu Bey. Ertuğrul Gazi'nin
oğlu veya torunu (1302).
AYDOLUN:
(Tür.) Er. - Dolunay,
mehtap.
AYETULLAH:
(Ar.) Er. 1. Allah'ın
ayetleri. 2. Özellikle Şii mollalarının
kullandığı isimlerdendir. Allah'ın
göndrermiş olduğu yasalar ve emirler. 3. Mucizeler, hikmetler. 4. İz,
nişan.
AYFER:
(t.f.i.) Ka. 1. Ayyüzlü, ay gibi güzel, parlak ışık saçan. 2. Şan,
haşmet sahibi.
AYGEN:
(Tür.) Ka. 1. Dost, arkadaş. 2. Sevgili, yar. 3. Temiz yaratılıştı.
AYGUT:
(Tür.) Er. - Karşılık, mükafat.
AYGUTALP:
(Tür.) Er. - (bkz. Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk komutan.
Osman Gazi'nin silah arkadaşı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Kara
Ali'nin babası. Yıldırım Bayezid'le birlikte Timur'a esir düşen Timurtaş
Paşa'nın dedesi.
AYGÜL:
(Tür.) Ka. - Ay'ın gülü.
AYGÜN:
(Tür.) Ka. - Gösterişli, ay ve güneş kadar güzel anlamında.
AYHAN:
(Tür.) Er. - Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destanı'na göre, Oğuz'un
altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz'un ışıktan doğan
karısından olan 3 oğlundan biri. Ayhan'ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4'ünü
oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur.
AYHATUN:
(Tür.) Ka. - Ay yüzlü kadın. Ay ve hatun kelimelerinden birleşik isim.
AYKUT:
(Tür.) Er. 1. Kutlu, uğurlu ay. 2. Karşılık, mükafat.
AYKUTALP:
(Tür.) Er. - Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır.
AYLA:
(Tür.) Ka. - Ay'ın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen halka,
ayla. Beyaz ışık. (bkz. Hale).
AYLİN:
(Tür.) Ka. - Ay'a ait.
AYMAN:
(Tür.) Er. - Ay gibi güzel, ışıklı kimse.
AYMETE:
(Tür.) Er. - (bkz. Mete).
AYMUTLU:
(Tür.) Er. - (bkz Mutlu).
AYNAMELEK:
(t.a.i.) Ka. - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.
AYNDİLGE:
(a.t..i.) - Pınar, su, kaynak. - Antakya-Halep arasında, Suriye sınırına
çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla
önemli yerleşim bölgesi olmuştur. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYNİ:
(Ar.) Er. 1. Ayn'a ait. 2. Pınar, kaynak, göz. 3. Karşılığı mal olarak
ödenmiş.
el-Ayni, (1360-1451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.
AYNIHAYAT:
(Ar.) Ka. – Hayatıngözü,
hayat pınarı.
AYNŞEMS:
(Ar.) 1. Güneş kaynağı. 2. Mısır'da bir kasaba. 3. Bir cins değerli taş.
- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYRAL:
(Tür.) - Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik. -Erkek ve
kadın adı olarak kullanılır.
AYSAL:
(Tür.) - Ay gibi, ay'a benzeyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYSAN:
(Tür.) - Ay gibi, ay yüzlü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYSEL:
(Tür.) Ka. 1. Bol ışık saçan, ay. 2. Ay'ın en parlak zamanında doğan.
AYSEMA:
(t.a..i.) Ka. - Ay gözlü.
AYSEN:
(Tür.) Ka. - Ay gibi güzel. Parlak ve nurlu.
AYSEV:
(Tür.) - Ay gibi sevgili. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYSEVEN:
(Tür.) Ka. - (bkz. Aysev).
AYSU:
(Tür.) Ka. - Su gibi berrak ay.
AYSUDA:
(Tür.) Ka. - Suya yansıyan ay.
AYSUN:
(Tür.) Ka. - Ay gibi ışıltılı ve güzelsin anlamında.
AYSUNA:
(Tür.) Ka. - (bkz. Aysu).
AYSUNAY:
(Tür.) Ka. - (bkz. Aysu).
AYSUNGUR:
(Tür.) Er. - (bkz. Sungur).
AYŞAN:
(Tür.) - Ay gibi şanlı, görkemli, parlak. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYŞE:
(Ar.) Ka. - Yaşayan. Rahat yaşayan. (Geniş bilgi için bkz. Aişe).
AYŞEN:
(Tür.) Ka. - Neşeli ay, gülen ay.
AYŞENUR:
(Ar.) Ka. - Nurlu, ışıltılı hayat.
AYŞIL:
(Tür.) Ka. - Ay gibi ışıl ışıl. -Ay ve
şıl kelimelerinden birleşik
isim.
AYŞİN:
(Tür.) Ka. - (bkz. Ayşıl).
AYŞİRİN:
(Tür.) Ka. - Sevimli ay, ay gibi sevimli. Şirin.
AYŞULE:
(t.a.i.) Ka. 1. Ay kıvılcımı.2. Ay
ışığı.
AYTAÇ:
(Tür.) Er. - Başa takılan ay şeklinde taç.
AYTEK:
(Tür.) Er. - Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmıştır).
AYTEKİN:
(Tür.) Er. - Ay şehzadesi, ay prensi.
AYTEN:
(Tür.) Ka. 1. Ay yüzlü. 2. Teni beyaz ve parlak olan. 3. Güzel vücutlu.
AYTİGİN:
(Tür.) Er. - (bkz. Tigin).
AYTOLUN:
(Tür.) Er. 1. Dolunay. 2. Ay'ın ondördü gibi güzel.
AYTUĞ:
(Tür.) Er. 1. Mızrağın ucuna yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2. Tuğ,
tüy, fars gibi.
AYTUNA:
(Tür.)- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz. Tuna).
AYTUNCA:
(Tür.) - (bkz. Tunca).
AYTÜL:
(Tür.) Ka. - Ay ve tül kelimelerinden oluşan birleşik isimlerden. -
Son zamanlarda yapılmış, uydurma bir isimdir.
AYTÜN:
(Tür.) Er. - Ay ve gece.
AYVAZ:
(Ar.) Er. 1. Arapça ivaz kelimesinin bozulmuş şekli. 2. Eskiden kibar
konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı
Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak.3.
Karagöz perdesinin belli başlı tiplerinden biri. 4. Köroğlu destanında
bir kahraman.
AYYÜKSEL:
(Tür.) Ka. - Yükselen ay.
AYZER:
(l.a.i.) 1. Altın renginde ay. 2. Ay'ın altın rengini aldığı an. -
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AZAD:
(Fars.) Er. l. Hür, serbest. 2. Kimseye bağımlı olmayan. 3. Kurtulmuş.
4. Müberra. 5. Zarif, nazik. -Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak
kullanılır.
AZADE:
(Fars.) Ka. - (bkz. Azad).
AZAM:
(Ar.) Er. - En büyük, daha büyük, ulu. İmam-ı Azam Ebu Hanife:
Hanefi mezhebinin kurucusu. Büyük alim ve müctehid.
AZAMEDDİN:
(Ar.) Er. - Dinin ululuğu, emaneti. - Türk dil kuralı açısından "d/t"
olarak kullanılır.
AZAMET:
(Ar.) Er. - Büyüklük, ululuk.
AZER:
(Fars.- İbr.) Er. - Ateş. İbrahim (a.s.)'in babası olduğu söylenir.
AZİME:
(Ar.) Ka. 1. Kesin kararlılık, niyet, sebat. 2. Cin, yılan ve benzeri
şeylerin şerrinden kurtulmak için okunan dua. 3. Büyük iş, büyük günah,
büyük bela.
AZİMET:
(Ar.) Ka. 1. Kuvvetli bir iradeye dayanan karar, yemin anlamına
gelmektedir. 2. Herhangi bir kolaylığa başvurmaksızın bütün güçlüklerin
irade gücüyle yenilerek yapılması gerekli olan dini vecibeler.
AZİZ:
(Ar.) Er. 1. Muhterem, sayın. 2. Sevgili. 3. Veli, evliya, ermiş. 4. Az
bulunur. 5. Allah'ın izzetli kıldığı, mü'min. - Aziz (İmadettin
Abulfeth Osman el-Aziz): Selahaddin Eyyubi-'nin II. oğlu. Kardeşi
el-Efdal, Melik iken kendisi Şam'ı terkederek Mısır Eyyubileri
hükümdarlığını ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı.
AZİZE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Aziz).
AZİZİ:
(Ar.) Er. - Aziz'e ait. - XVI. yy.'da yaşamış Türk şairi. "Yedikuleli
Azizi' lakabıyla tanınır. Asıl adı Mustafa'dır.
AZMİ:
(Ar.) 1. Kasıt, niyetlilik karar. 2. Kemikli. 3. Güçlü, kuvvetli. Azmi
Pir Mehmet (-1583): Şehzade Mehmed'in ve III. Mehmed'in hocalığını
yapmıştır.
AZMİDİL:
(a.f.i.) Ka. - Gönül yüceliği.
AZMİYE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Azmi).
AZMUN:
(Fars.) Er. - Deneme, sınama, tecrübe.
AZRA:
(Ar.) Ka. 1. Bakire, kızoğlan kız. 2. Ayak değmemiş kum. 3. Delinmemiş
inci. 4. Hz. Meryem'e verilen adlardan. 5. Medine şehrinin adlarından
biri. 6. Masal kahramanı "Vamık"'ın sevgilisi.
AZRAF:
(Ar.) Er. 1. Zarif. 2. Pek ince, pek nazik. 3. Çok zeki.
AZREF:
(Ar.) 1. Çok zarif, en zarif. 2. Çok zeki. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AZZAM:
(Ar.) Er. - En büyük, en ulu. Abdullah Azzam: Afganistan İslâmî
hareketinin siyasi liderlerinden. Bir suikast sonucu şehit olmuştur.
AZZE:
(Ar.) Ka. 1. Dişi ceylan yavrusu. 2. Yüce, şerefli.