Mevlana,Arabi,Konevi KS

 

Nazari yolu tercih edenkesimlerin sürekli tepkisini çeken üç kamil şahsiyet…
Her üçüde sözleri tam anlaşılamadığı için cahillerce ve bir takım gözüne iman
edenlerce ve bu gözüne iman eden güruha uyanlarca "KAFİR" ilan edilip tekfir
edilen üç değerli maneviyyat yıldızı…

Mevlana Rumi, KS kısmen anlaşılsada tamamen anlaşılamamıştır.Hatta son 100 yılda
onun yolunu takip ettiğini söyleyen tekke ve tarikatlar BEKTAŞİ zihniyyetli sapıkların
eline geçmiştir.( Bkz : Çilehane Mektupları- Tahir-ul Mevlevi )

Ve Mevlana'nın ısrarla vurguladığı Kur'an-Sünnet yani ehl-i sünnet çizgisi yitirilmiştir.
"Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim
Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse
Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim…"
Bu konuyu başka bir yazıda incelemek üzere ara verelim…
Peki neden bu üç büyük insan hep remizler, teşbihler, çeşitli sırlı hikayeler kullandılar? Hatta bazen müstehcen hikayeler anlattılar ? Sebeb nedir ? Kolay ve sade bir dil ile gördüklerini anlatmaları mümkün olmadı mı ?

Arabi KS, üzerinde birçok aliminde birleştiği gibi gördükleri HAK'tır.Ancak SEKR (kendinden geçme,manevi sarhoşluk) ehli olduğundan yazdıklarında kendi KEŞFİİ bilgilerinden,gördüklerinden faydalandığından KENDİLERİNE BU KAPILAR KAPALI OLAN (açık olanlar çok çok azdır) KİŞİLERCE OKUNMAMALIDIR.
Bunu kim söylüyor ?
Rabbani KS'den Bediüzzaman rh.a'a, Bursevi KS'den Kevseri KS'ye bir çok zahiri ve batıni ilim sahipleri…
Hatta kendileride bunu söylüyor…

Bakınız İbn-i Arabi KS'nin üvey evladı ve talebesi bir başka ilim deryası olan oğlu Sadreddin Konevi KS hazretleri "Vassiyetname" adlı eserinde "BİZDEN SONRA ŞEYH'İN ( yani ibn arabi'nin ) VE BİZİM KİTAPLARIMIZDAN HİÇ KİMSE YARARLANMAYA HEVES ETMESİN.ÇÜNKÜ HALKIN ÇOĞUNA O KAPI KAPALIDIR" ( Mizan-ül Hakk fi ihtiyaril Ehak, s60.)

Katip Çelebi, bu konuda Nureddin Cami adlı bir zatın NAZAR ve TASFİYE arasını birleştirip bu büyükleri ve yazdıklarını inkar edenlere nasslardan verdiği deliller ile değerli bir eser ile cevap verip susturduğunu aynı eserinde yazar.
Peki bu eserleri okunmasınlar diye mi yazdılar ?

Elbette, hayır.Ancak o az sayıdaki insan için yazmış oldukları gibi herkesinde yeterliliğine göre bir pay çıkarmasınıda arzulamış olabilirler.Ayrıca hikmet-i ilahi bu eserlerde birer imtihan vesilesidir.İslami bilgiler ve ilimleri elde etmeden insanlar hemen bu eserleri alıp okurlarsa kendilerine manevi hal gelmeden yoldan çıkabilirler, şaşırabilirler.Ki yanlış anlayıp doğru yoldan sapıtanlarda olmuştur.Ancak aynı durum bu kitaplar için değil Kur'an-ı Kerim içinde geçerlidir.Nice bozuk yollar ve sapık mezhepler delil olarak Kur'an-ı Kerim'i alıp istedikleri anlayabildikleri çıkarları yolunda tevil edip şaşırmışlardır.Hatta aynı durum hadis-i şerifler için dahi geçerli değil midir ?

Nasslar ile böyle oyun oynayanlar, Arabi-Konevi-Mevlana gibi alimlerin eserlerini kuşa çevirmezler mi ? Çevirirler ve de çevirmişlerdir.Bu sebeb ile bu eserleri okumak isteyen büyüklerin yanına gitsin…
Şimdi gelelim Hocamız Mevlana Celaleddin Rumi KS'ye…Neden müstehcen bazı söylemleri var ?
Mevlana bütün söylemlerini hayatın içinden almıştır.Bahsi çok geçen şu "HALAYIK" hikayesi ise şu an dünyamızda daha da beterleri yaşanan bir hal değil midir ? Hatta hayvanlarla cinsi münasebetten daha aşağı rezillikler yaşanmıyor mu ? Hatta ABD'de 50 milyon kişi PORNO sektöründen geçinmiyor mu ? Ülkemizde bu rakam yüzbinlere yaklaşmıyor mu ?

Peki Lut Kavmi ? Kuran-ı Kerim'de bir kötü fiil olan livatayı ve o kavmin meleklere dahi bulaşmak istediğini açıkca yazmıyor mu ? Ki bizler livatanın ne olduğunu bilmez anlamaz idik.Ancak tefsirlerden ve yaşımız ilerledikçe livatanın ne olduğunu anladık.Kaldı ki bırakın livatayı hayvanlarla cinsel ilişki kurma/kurdurma dünyamızdaki iğrenç bir vakıa değil mi ? Lut AS'ın kavmini yok ettirecek rezil bir vakıa idi Livata denilen cinsel sapıklık ve bunu Kur'an-ı Kerim'den öğreniyoruz.Hatta Pompei'de olanlar gözler önünde erkek-erkeğe, küçük çocuklarla ilişkiye girenler o halde yanıp/donup kalmıştır ve de günümüze dek gelmiştir.
Kendi ülkemizde ve bütün dünyada bu sapık ilişkiler öyle veya böyle devam etmiyor mu ? Hergün her yoldan gerek internet gerek TV'lerden bu sapıklıklar adeta özendirilircesine ve de FARKLILIK / KİŞİSEL ÖZGÜRLÜK / CİNSEL SEÇİM adı altında önümüze getirilmiyor mu ? Hatta Eşcinsellere özgürlük/ evlilik hakkı konuşulmaya başlanmadı mı ? Bizlerde sosyal varlık olduğumuza uzayda yaşamadığımıza göre bunlardan bilgisiz değiliz değil mi ?

Bu kötü fiiller günden güne artarak yayılırken bunun ne feci ve ne kadar kötü olduğunu nefis bir yorumla anlatan Mevlana'ya taa o zamandan bunu görerek ve iğrendirerek ve ibretler dolu bir şekilde yazmasından mı rahatsız olduk ? Kaldı ki Hocamız Mevlana Mesnevi'nin bir Kur'an Tefsiri olduğunu bildirir.Yani kişisel bilgi,görgü,gücü ne ise onunla dönemindeki insanlara ve çağlara ışık tutmuştur.Bediüzzaman Said Nursi rh.a "O devirde olsam Mesnevi yazardım" diyebilmiştir.

Son zamanlarda ortaya çıkan akılsız,edepsiz ve sadece gözlerine İMAN edenlerden ki Katip Çelebi adı geçen eserinde onlara "ÖKÜZ GİBİ BAKANLAR" diye hitap ediyor, Mevlana'yı kafir ilan etmeye kadar işi ileri götürmüşlerdir.Hatta Kamil Bayram adlı PROFESÖR olup tv'lere çıkarılan bedbaht, Mevlana'nın Moğol Ajanı olduğunu söyleyebilecek kadar ilimden irfandan insafdan uak olabilmiştir.Kaldı ki iddialıda çürütülmüş ve bir kenara atılmıştır.Kendisini yüzyıllarca hatırlayan olmayacağı gibi Mevlana KS'yı bütün dünya tanımaktadır.İnternette ve bazı kitaplardada anlayışı dar, ilimlerden uzak, cahil ayak takımının tahkir ve tekfir dolu yazıları bulunmaktadır.Hatta "irin kafalı" bir tanesi MESNEVİ'ye "İRİN KÜPÜ" diyebilecek kadar alçalmıştır.( KALDI Kİ BU SÖZ BİR KUR'AN TEFSİRİNE DOLAYISIYLA KUR'AN-I KERİM'E HAKARETTİR VE KURAN-I KERİM'E HAKARET'İNDE KARŞILIĞI NEDİR KENDİSİ DÜŞÜNSÜN )

Bir doktor hata yapsa ya da bir teşhis koysa sıradan bir insan "doktor bu konuda hatalı" der ise kim önemseyip kabul eder ya da doğru mu olur ? Hayatında tıp okumamış tıp nedir bilmemiş bir kişi doktora laf söylerse o laf değersizdir ve çöpe atılır.

Ya biz kendi işimizi bize öğretmeye kalkan ve daha önce o işi hiç bilmemiş,görmemiş,duymamış,bir kişiye kızmıyor muyuz ? Kanunda böyle durumlarda bir belge bir diploma hatta bir kaç diploma 3-5 yıl eğitim aramıyor mu ?

Öyle ise bizlerde, cahil, kör insanların peşinden gitmeyip, büyük alimlerimizin yaptığı gibi Arabi,Konevi,Mevlana KSE gibi üstadlarımıza saygı gösterelim, anlayamadıklarımızı soralım, soramadıklarımızı "vardır bir hikmeti" ile hüsn-ü zan ile analım.Kaldı ki Muaviye-Ali RAE olaylarında karşı karşıya gelen sahabileri ve onların davranışlarını "ictihad meselesi" deyip , hüsn-i zan ile anıp hepsine sevgi ve saygı beslemiyor muyuz ?

Bu değerler kolay yetişmiyor ancak kolay kaybediliyor.Üç beş kitap okuyup ya da 3-5 yıllık bir okuldan mezun olup kendini müctehid zanneden, bir gün sosyolog, bir gün müfessir, bir gün mutasavvıf, bir gün muhaddis olabilen bukalemun kılıklı, ayet ve hadisleri oyuncak gibi kullananlara değil, samimi ehl-i sünnet gönül insanlarına hürmet edelim.