Batının Öteki Yüzü

MODEL ÜLKE İSVİÇRE'DEN MANZARALAR

Hazırlayanlar: Beytullah Demircioğlu; H. İbrahim Kurucan, Refik Tuzcuoğlu


İsviçre batının model ülkelerinden biri. Ekonomik ve sosyal pek çok problemin üstesinden gelmiş bir batı ülkesi olarak takdim edilir. Fakirlik ve işsizlik oranı pek çok ülkenin ulaşmayı hayal ettikleri düşük seviyededir. Dünyanın kasası olarak meşhur bu ülke bankalar diyarı olarak anılır. Komşularıyla problemsiz denecek diplomatik ilişkileri vardır. Dünyanın geleceğiyle ilgili pek çok karar, bu ülkede yapılan toplantılarda sonuca bağlanmıştır. Öte yandan insan hakları ve sosyal haklarda aldığı mesafe parmakla gösterilir. Otoban yollar, yemyeşil parklar, modern ve sistemli şehirleşmesiyle dünya cenneti olarak nitelenir. Bu ülkenin sokaklarında bir çöpe dahi rastlayamazsınız. Refah ve bolluk ülkesidir. Modern dünyanın salt insan duyularına hitap eden her türlü imkânına sahiptir. Belki bu yüzden madde medeniyetinin ulaşılması gereken hedef ülkeleri arasında gösterilir. Madalyonun ön yüzü böyledir.

Ne yazık ki arka yüz hiç de iç açıcı değildir. Sahte cenneti karanlıklara boğacak acı tablolarla doludur bu yüz. Bu gün eroinin pençesinde kıvranan insanların feryatlarıyla birlikte yaşamaktadır İsviçre. Uyuşturucu komasından ölenlerin ortalaması neredeyse Amerika'yla yarışıyor. Batı medeniyetinin farklı şekil ve tarzlarıyla zirvede gezen iki örneği aynı sancılarla kıvranıyor.

Zürih'in Platzsplitz Parkının çevresi seyyar satıcılarla doludur. İşleri parka girip çıkan müşterilerine eroini ısıtmada kullanacakları kaşık ve mum satmak. Parkın her köşesinde başka bir âlem, başka bir insan harabesiyle karşılaşırsınız. Günlük zehirini iğneyle vücuduna akıtan, yerde can evinden vurulmuşcasına kıvranıp sayıklayan, acı çeken, komaya giren, hatta can çekişen insanlarla doludur Platzsplitz. Uyuşturucu komasından ölmekte olan çocukları, acı acı öten sirenleriyle buradan alıp götürür ambulanslar. Bu uğursuz meydanda eroine sahip olmak içinse, neler feda edilmez neler. Genellikle buraya gelen insanlar düzenli bir iş sahibidir. Yapılan bir ankete göre parkın abonesi olan yaklaşık yirmi bin kişinin yüzde altısı toplum dışına itilen tiplerdir. Bu sebeple parkın hareketli saatleri akşam 17.00 de başlıyor sabaha kadar devam ediyor. Bölgede faaliyet gösteren "sağlık kulübesi" aynı şırıngayı kullanmanın tehlikesinden vatandaşları korumak(!) için günde 7-12 bin arasında değişen enjektör dağıtıyor müdavimlere. Akşamla birlikte başlayan hareketlilikte, çoğunluğu genç olan bu insanlar, zihinlerini, bedenlerini uyuşturmanın gözü dönmüşlüğü içindedirler. Titreyen eller kolda, ayaklarda hatta boyunda uyuşturucu dolu enjenktörün iğnesiyle damarı bulmaya çalışırken çıkan kana, aldıran yoktur. Yeter ki eroin onları başka bir dünyaya, pembe sisli bir dünyaya götürsün. Hangi dünyadan mı? Yukarıda anlatılan modern, ileri teknoloji, hümanist, bireysel özgürlügün sınırsız olduğu dünyadan. Batı, gençliğini sosyal bünye içerisinde nereye ve nasıl adapte edeceğini çözebilmiş değildir. İşte bu gençlik batının cennet olarak takdim edilen dünyasından uzaklaşmanın anaforunda, çaresizlik içerisinde çırpınıyor. Belki vahşi kapitalizmden kaçışın bilinçsiz bir tepkisini, uyuşturucuya yönelmekle ortaya koyuyor.

Alp buzullarının beslediği bir gölün kıyısında kurulan Zürih'in bu uğursuz parkında sabahleyin daha farklı bir hareketliliğe şahit olunur. Belediyenin çöp kamyonları parkı dolduran binlerce şırıngayı, pisliği, rezaleti, kokuşmuşluğu temizlemeye gelmiştir. Sanki batının görünen, gösterilen yüzünü tekrar ortaya koyabilmek için.

Diğer yandan etrafa kötü keskin bir idrar kokusu yayılmaktadır. İnsanların elbiseleri kanlı ve irinlidir. Berbat battaniyelerin içerisinde sere serpe yatmaktadırlar. Henüz kendilerini eroinin etkisinden kurtaramamıştır pek çoğu. Sonra kurt köpekli polislerin eşliğinde parkı dezenfekte eden belediye görevlileri görünür. Dezenfekte motorlarının sesi parkı almıştır. Bu esnada insanlar motorların sesiyle yavaş yavaş uzandıkları çimlerden kanepelerden kıpırdanmaya, kıvrıldıkları ağaç altlarından doğrulmaya başlamışlardır. Bunlar park sakinlerinin şanslı olan kesimidir. Yerlerinden doğrulamayanlar aşırı derecede uyuşturucu almaktan hayatlarını kaybedenlerdir. Anneler çocuklarını bu parkın önünden geçirmek istemezler. Bir gün kendi çocuklarının da buraya düşmesinin endişesiyle yaşar kent sakinleri. Manzarayı gören turistlerin pek çoğu ise, gördükleri dehşetli tablonun tesiriyle hemen Zürih'i terketmek ister. Diğer taraftan maskeli görevliler meydana çıkmıştır. Bunlar yerlerinden doğrulamayan talihsizleri yattıkları kanlı irinli battaniyeleri içinde alır götürürler. Parkta son kontroller yapılmıştır. Yemyeşil çim ve iri gövdeli ağaçlarıyla, yapay göletler ve fıskıyeli havuzlarıyla minik temiz yollarıyla çevresindeki uluslararası bankalara ayrı bir renk katar Platzsplitz Parkı. Sahne ve dekor siz sayın izleyiciler için hazırdır.


SOSYALİZM-KAPİTALİZM

TARİH ÇÖPLÜĞÜNDE RANDEVU

Sovyetler Birliği'nin, buna bağlı olarak sosyalizmin, arkasında büyük bir enkaz bırakarak dağılması, kimi çevrelerce kapitalizmin bir zaferi olarak yorumlanmıştı. Oysa kendi yetersizliğinden dolayı kendi kendine yıkılan bir sisteme karşı ne yapılmıştı da zafer kazanılmıştı? Bu soruyu o günlerde kimse sormadığı gibi, belki de kimsenin aklına bile gelmiyordu. ABD de bu yolda aldığı mesafe gözönüne alınarak kapitalizmin muzaffer komutanı postuna oturtuluyordu.

Tam bugünlerde Amerika'nın Los Angeles şehrinde bir zenciyi döven 4 beyaz polisin mahkemece serbest bırakılması, şehri bir anda savaş alanına çeviriverdi. Binlerce zenci bu kararı protesto etmek için sokaklara döküldü. Önce yakaladıkları beyazları dövmekle işe başlayan zenciler daha sonra işyerlerini ateşe verip dükkanları yağmaladılar. Ayaklanma bastırıldığında geride 50 ceset, 1300den fazla yaralı ve milyarlarca dolarlık maddi hasar vardı.

Kızgın insanların etrafa saldırması, her yeri ateşe vermesi, insanların öldürülmesi ve dövülmesi sırf mahkemenin haksız kararına karşı protesto olayı mı idi? Bu olaylar aynı zamanda Amerika mozayiğinin yıkılmaya ne kadar yakın olduğunun da işaretlerini taşımıyor muydu? Bütün bunlar yılların getirdiği bir sancının bir birikimin patlaması değil miydi? Gelir ve servet eşitsizliğinin büyümesinin, yoksulların büsbütün yoksul düşmesinin özellikle de 80'li yıllarda fakirlik düzeyinin altında kalan ailelerin genel nüfusa oranının ciddi biçimde artarak %15 civarına çıkmasının (38 milyon insan) bir sonucu olamaz mıydı? Bu adaletsizlikler "bırakınız yapsınlar" felsefesini temel düstur edinmiş kapitalizmin bir sonucu değil miydi?

Uzmanlar kimi zaman "serbest piyasa ekonomisi" kimi zaman "kapitalizmin yeni bir versiyonu" kimi zaman da "yeni laissez fair" olarak isimlendirilen modelin aslında "eski surata yeni makyaj" olmaktan öteye geçemediğini dile getiriyorlar. Ekonomistler ve sosyologlar Los Angeles olaylarını, ekonomik ve sosyal çöküntünün -buna bağlı olarak da kapitalizmin çöküşünün- habercisi olarak yorumluyorlar.

Harvard Üniversitesi'nden emekli, Amerika'nın ekonomik ve politik hayatının önde gelen isimlerinden John Kennetbz Galbraith bu konuda şunları söylüyor: "Hem engel tanımayan, kendi kendine yeterli kapitalist müteşebbisin, hem de kutsal merkezi planlamanın (sosyalizmin) kaderi ayrı ayrı yollarda gittikleri halde, tarihin o ünlü çöplüğünde buluşmak oluyor."


İŞTE BATI! BEĞENDİĞİNİZİ ALIN

"KÜSTAH AMERİKA" HAKKINDA

"Küstah Amerika", Rolf Winter'ın Amerika hakkındaki araştırmaları ve gözlemleri sonucu yazdığı orijinal adı "Die Amerikanische zumutung" olan kitabın Türkçesi dilimize Yasemin Kara'nın aktardığı bu kitap, yayınlandığında haftalarca en çok satan kitaplar listesinde yer almış. Yazarın en önemli eserlerinden biri. Kitapta, dünyaya nizam vermeye çalışan, dünya polisi rolündeki, bugünkü batı medeniyetinin temsilcisi ABD hakkında ilginç tesbit ve değerlendirmeler var. Aşağıya bu tespitlerden bazı paragraflar alıyoruz:

- ESKİMİŞ BİR TOPLUM

Artık o eskimiştir. Dünyanın, Amerikan küstahlığına katlanmaya, onu adeta görmezlikten gelmeye, susmaya devam etmeye ve herşey yolundaymış gibi davranmaya karşı sürekli artan eğilimi dikkate değerdir. Amerikan yönetimine boyun eğilen El Salvador'daki kanlı günlerin hiçbir yerde konu edilmemesi keza dikkate değerdir.

ABD'NİN GÜNAH PAYI

- Dünyanın varlığı tehdit altındadır; ama bu tehdit, ABD'nin "Aptal imparatorluk" bahanesi yüzünden değildir. Dünya, hayatı mahveden ekonomik akılsızlık yoluyla tehdit edilmekte, dünya lideri de bunda başı çekmektedir.

Birleşik Devletlerin 250 milyon nüfusu dünya nüfusunun % 5'ini oluşturuyor; fakat global olarak çıkarılan petrolün % 26'sını harcıyorlar, tüm karbondioksit emisyonunun % 22'sini oluşturuyorlar, tüm azot oksidin % 26'sına neden oluyorlar ve herhangi bir ülkeden daha fazla ağaç kesiyorlar. Yilda 290 milyon ton zehirli çöp üretiyorlar. Zevkleri için -ve 250 milyon dolarlık ödül için- Florida'da her uzay gemisi kaldırdıklarında, her kalkışla birlikte atmosfere 70.000 librelik zehir ateşliyorlar ve bundan başka dalgalanma meydana getiriyorlar. Dünya üzerinde göçebe gibi oradan oraya dolaşan ciddi kimyevi malzemelerin % 50'sini istimlâk ediyorlar.

"Dünya'nın müsrif ülkesi" Amerikanvari "çevreyi düzeltme tavsiyeleri" ardında gerçekte dünyayı bir çıkmaza doğru götürüyor.

BARIŞTAN SALDIRGANLIĞA

-Birleşik Devletler'in atom bombası taşıyıcılarından biri olan "stratejik Hava Ordusu" parolasını değiştirmeyi kararlaştırdı. Şimdiye kadar bu parola "Barış bizim mesleğimiz" şeklindeydi. Bundan sonra "savaş bizim mesleğimiz, barış ürünümüzdür" şeklinde oldu. Bu sözleri formüle eden zihniyetten nasıl korkmamalı?

CAHİL BİR TOPLUM

-1989 sonunda Amerikan Başkanı Bush'u okuma yazma bilmeyenlere karşı mücadelede inisiyatifi ele almaya zorlayan şey, 60 milyon yetişkin Amerikalının okuma yazma bilmemesiydi.
 
RUSYA-AMERİKA

- Stalin'in imparatorluğunda Lenin'in putuna, kapitalizmin imparatorluğunda da Dolar şeklinde görünen başarıya tapılıyordu. Terazi en azından ahlâki açıdan hiçbir tarafa ağır basmıyor, biri de, talihsizliği hiçe sayan diğeri kadar insana değer vermiyordu.

MARK TWAİN'İN AMERİKASI!

- Mark Twain'in Amerikan siyasi akidesini şöyle formüle etmesi yapmacık değildir.

- İnsan hayatının amacı nedir? Zengin olmak. Nasıl?

-Eğer becerebilirsek şerefsizce; mecbur olursak namuslu yoldan. Tek ve gerçek tanrı kimdir? Tanrı paradır. Altın, Dolar ve hisse senedi. Baba, oğul ve ruhları.

SEFALET DİZ BOYU

- Amerika'da büyük şehirlerdeki kenar mahallelerin sefaleti, evsiz barksızların yoksulluğu, kimliklerinden mahrum edilen üstelik % 50 işsizlikle cezalandırılan Kızılderililerin sefilliği, fakirliğin getirdiği sefalet (ülkede her 8 kişiden birisi fakir), yaygın ırkçılıktan dolayı mağdur olan siyahların zavallılığı, zorba cinayetlerin eksik bir sosyal politika sonucu ortaya koyduğu rezalet, bu tip gelişmiş ülkelerin kenar mahallelerinde artan çocuk ölümlerinin sefaleti, kapitalizmin kaba "kirala ve kov" imkanlarından ortaya çıkan ve sosyal bir hiçliğe doğru götürebilen sefalet.

- Herşey başından beri sistemli. Kapitalizm egoistlikten başka birşey olamaz.

Kapitalizm, parayı nasıl kullandığını ispatlamış bulunuyor. Hiçbir ülkenin Birleşik Devletler kadar, hiçbir şahsın bu ülkenin vatandaşları kadar kabarık borcu yoktur.

-Horkheimer "kapitalizmden bahseden birinin faşizmden de bahsetmesi gerekir."

-Amerikan ekonomik düzeninin esasları sinsi, haris, yoz ve cinayete eğilimli kişiler tarafından konmuştur. Onların itibarlarına hiçbirşey zarar vermez.

SİLÂHLANMA-AÇLIK

- Amerikalıların; kendi açılarından, on yıllar boyu süren soğuk savaş ve buna bağlı olan aşırı silahlanmayı finanse eden borçlanmaya karşı hevesleri onları mutlak bir felakete sürükleyecektir.

Bir yandan Birleşik Devletler günde 807.120.000 doları savunma için değil -Çünkü kimse onları tehdit etmiyordu tecavüzkâr silâhlanma için harcarlarken, diğer yandan evsiz barksızlar ordusu giderek büyüyor.

- Florida şehir üniversitesi kriminoloğu Dr. Gary Kleck gerçek ya da sahip olunduğu sanılan hakları elde etmek için, Amerikalıların yılda 650.000 vakada silah kullandıklarını tahmin ediyor; bu her hafta 12.500 hayatı tehdit anlamına gelir.

-Amerikalıların sadece silah taşıma hakkı yoktur. Silah aynı zamanda bir haktır. Silah devletin kural koymadığı şeyleri düzenler, yani mülkiyetin garantisidir. Kısaca tek kelimeyle silah iyidir.

ÇARPICI KIYASLAMALAR

- 1989/90 kışında evsiz barksız insanlar yine üşüdüler,ama bir televizyon kurumu beyzbol maçlarının yayın haklarını 1.1 milyar dolara (7.7 trilyon) satın aldı. Başka bir televizyon kanalı Amerikan futbol liglerinin maçlarının özel gösterimi için 3.6 milyar dolar (25 trilyon) ödedi.

Parayla olan ilişkilerde zıvanadan çıkmış olan bu ahlâk, 1989 yılında ağır sıklet boksörü Mike Tyson'a ringde durduğu her raund için 3.142-857 dolar (22 milyar TL.) ödemeye izin verdi.

Bütün bunlar yaklaşık 35 milyon insanın resmi olarak belirlenen yoksulluk sınırında yaşadığı ve milyonlarcasının her gün aç kaldığı bir ülkede oluyor. Ve herşeye müsait olan bu toplumda, dünyaya zerkedilen zehirin % 50'sinin tüketilmesi mantıklı değil mi?

KUMARCI ZİHNİYET

- "Kumarhane" zihniyetinin 80'li yıllarda milleti aşırı derecedeki cinayetler zinciriyle adeta bir sarhoşluk durumuna getirmesi, Washington'da yürütülen, tamahkârlığı cesaretlendiren ve onu ödüllendiren bir politikanın sonucudur.

Spekülasyon ve ona birleşik olan dolandırıcılık eğilimi Amerikan ekonomi tarihine bütünüyle bağlı birşeydir. Bu ülkede 55 milyon vatandaşın para peşinde sürekli bir istekle poker oynadığını kabul eden yaygın bir zihniyetin karakteristik özelliğidir.

-Başka yerlerde iş ahlâkına, paranın alınteriyle kazanılmasına ve küçük varlıklarla mutlu olmak gerektiğine inanılır ama Birleşik Devletler'de zenginliğin anayurdu bu ülkede alındaki terin ya da eldeki nasırın değil, yalnızca "açıkgözlülüğün" hayatta amaca ulaştırabileceğine inanılır.

CİNAYET SALGINI

-1989 mayısının ilk haftasında Amerika'da tam 464 kişi silahla öldürüldü. Amerika'nın son zamanlarda, bir takvim yılında, ateşli silahlarla 30.000'in üzerinde kurban verdiği ortaya çıkmıştır.

-Time olayı şöyle yorumluyordu: "kurbanlar arasında genellikle toplumumuzun en zayıf kesimi bulunmaktadır: Fakirler, küçükler, toplum tarafından dışa itilmişler, hastalar ve yaşlılar." "Ülkenin her yerinde günden güne korkunç silah sesleri altında, cesetler yığılırsa; Amerika sivil bir toplumu nasıl yorumlayacaktır? sonuç kâbustur, utançtır."

ŞİDDETİN BOYUTLARI

- Sadece 1987 yılında 3392 çocuk ateşli silahlarla öldürüldü. Üniversitelerdeki şiddet: Kız öğrencilerin % 16.4'ünün ırzına geçildiği tahmin ediliyor, diğer % 23'ü de seksüel şiddet uygulamalarının kurbanları olmuş durumda. Ailelerdeki şiddet yılda 4000 kadın, kocasının şiddet uygulaması sonucu ölüyor, ülkenin neresinde olursa olsun bu zorbaca canilik her beş saniyede bir cereyan ediyor. Yılda 8 milyondan fazla. Ama sadece 724.000 fail yakalanıyor, yalnızca 193 bini mahkum ediliyor ve bunlardan sadece 149 bini hıncahınç dolu cezaevlerine gönderiliyor ve ceza süreleri bitmeden önce tekrar serbest bırakılıyorlar.

-Harvard'lı profesör Pttigrew, "cinayet, Amerika'daki sosyal yükselmenin kurumlaşmış bir aracıdır" diyor. Bu gerçektir. Birleşik Devletler'deki büyük servetlerin hemen hemen çoğu cinayetlere ve zorbalığa bağlıdır. Zenci cinayetleri yalnızca beyazların davranış biçiminin bir karşılığıdır.

KURALLI CİNAYET

Amerika, tıp otoritelerinin kararlarına göre 6 yaşındaki bir çocuğun zekâ seviyesine sahip olan akıl hastalarının öldürülmesine temyiz mahkemesinin kati olarak izin verdiği yegâne ülkedir.

ELEKTRİKLİ ÖLÜM

-Morris Thiypen bir ceza evi sorumlusu ve şöyle diyor: "Burada yapılanlara üzülüyorum." Ama bununla ruh hastalarının idam edilmelerini kastetmiyordu, aksine ölüm süresini uzatan bir teknik hatadan söz ediyordu. Kurban 19 dakika boyunca ölmeyi bekliyor ve ilk akımdan sonra sürekli elektrik şokuna tutuluyor.

IRK AYRIMI

-Yılda 50.000 dolardan fazla kazanan zenciler arasında 1990 yılında yapılan bir soruşturma, acı dolu bir görüntü ortaya çıkarmıştır. Bu insanların % 66'sı, derilerinin renginden dolayı dükkanlarda ve mağazalarda bir suçlu gibi telakki edildiklerini bildirdiler. % 79'u alışveriş yapmak istediklerinde satıcının düşmanca önyargısıyla karşılaştıklarını belirttiler.

- New York Times'ın bir makalesinde şöyle diyor;

"Afrika kökenli bir hayata duyulan saygısızlık ve bu hayatın ortadan kaldırılmasına olan eğilim, beyaz batı hristiyan medeniyetinin bir parçasıdır ve şu andaki Amerikan bünyesinde daha da azgınlaşmıştır. Abanoz renkli deriye sahip bir insan beyazlardan daha az değerlidir ve bu yüzden onun insani temel haklardan yararlanması engellenebilir. Ona karşı zorbalık yapılabilir. Hatta öldürülebilir de...

PERİŞAN ÇOCUKLAR

-1980 ve 1990 yılları arasında evden kaçan, aileleri tarafından terkedilen çocukların sayısı % 800 oranında artış gösterdi. Sadece New York'lu çocukların, 6 aylık ile 5 yaş grubu arasındakilerin % 74.7'si beyin özürlü olma tehdidi altındadır. Çünkü kanlarındaki kurşun, desilitre başına on miligramı geçmektedir.

NEWYORK CEHENNEMİ

New York'ta işler çok berbattır. Bugün şehirdeki en az 1 milyon uyuşturucu müptelâsı, kendine bir sonraki doz için parayı nereden bulacağını sormaktadır. Şehirde bir gecede 7142 kanuna karşı gelme suçu, 20.000 polis yardım çağrısı, 8 şiddet kullanımı, 400'den fazla gelişi güzel silah kullanma, 50'dan fazla bıçaklı kavga, 255 de hırsızlık vakası cereyan etmektedir.

- Bir hafta içinde burada, Japonya'da bir yıl içinde öldürülenlerden daha fazla insan öldürülmektedir.

Şehirde yaşıyan 90.000 evsiz barksız insanın % 15'i bugün şizofreniden, % 20'si de mani-depresiv nöbetlerinden muzdariptir.

PARA SÖZ KONUSU OLUNCA

- Burada (Amerika'da) utanmanın sınırı yoktur. Hele para söz konusu olduğunda kesinlikle utanma yoktur. Emekli Başkan Ronald Reagan bir Japon firması fuji - Sankei tarafından, sekiz günlüğüne 2.000.000 dolarlık bir ücretle bu yayınevi için biraz reklam yapmak amacıyla Tokyo'ya davet edildiğinde, bunu hemen kabul etmişti.

KENAR MAHALLE ÜRKÜNTÜSÜ

-Bugünün kenar mahalleleri, ihtilal öncesinin tüm belirtilerini taşımaktadır. 60'lı yıllarda barut fıçısının tutuşturulmasına yönelten herşey, 1990'lı yıllarda daha tehlikeli olarak hazır bulunmaktadır. Soru, kenar mahallelerde bir patlamanın olup olmayacağına dair değil, bunun ne zaman ve nasıl olacağına aittir.

İNSAN KOBAYLAR

-Amerikalı uzmanlar, 1943'ten beri atom sanayinde çalışan 600.000'den fazla insanı kalıcı ve belkide ölümcül hastalıkların alıp götürdüğünü kabul ediyorlar. Amerika, kobay olarak kullanmak için 220.000 askerini nükleer tehlikeye maruz bıraktı.

BİR FİLİN ZÜCCACİYE DÜKKANINA GİRMESİ GİBİ

- Tıpkı bir porselen mağazasına bir filin girmesi gibi, dünyanın güvenliği de aynı şekilde ABD'nin ellerinde garanti (!) altındadır. Bu Amerikan tarihinin kanıtıdır. Onlar, uluslararası hukukun yıkılmasının zorlu failleridir. Başka hiç bir ülke uluslararası anlaşmaları bu kadar sık ihlâl etmemiştir.

ABD şiddet içinde hareket etmekten başka bir şey yapamaz. Şiddet onların kaderidir.


BATI'DAN GÖRÜNTÜLER

FUHUŞ VE AIDS AT BAŞI GİDİYOR

FUHUŞ

* 1986 yılı istatistiklerine göre gayri meşru çocukların genel nüfus dağılım oranları içindeki payları Danimarka'da %44, Fransa'da %22,İngiltere'de %21.

* İtalyan Panaroma dergisine göre evli çiftlerin %97.8 evlilik dışı ilişki içinde.

* İsveç'te yayınlanan Dagens Suverige adlı derginin 15 Avrupa ülkesinde evlilik dışı doğan çocuklarla ilgili kapsamlı bir araştırmasına göre, Avrupa ülkelerindeki evlilik dışı çocukların yüzdeleri şöyle: İzlanda %48, İsveç %46, Danimarka %43, Norveç %26, Fransa %30, İngiltere %19.

AIDS

*Çağın en korkulu hastalığı olarak isimlendirilen AIDS, Amerika ve Batı'da veba hastalığı gibi olanca hızıyla yayılıyor. Uluslararası AIDS Araştırma Merkezi'nin 1992 senesi raporuna göre AIDS hastalığı ilk rastlandığı yıllardan tam yüz misli daha fazlalaşmış durumda. Sadece Avrupa'da 1991 yılında AIDS'liler listesine katılanların sayısı 75 bin kişi.

*AIDS Araştırma Merkezi'nin 1992 senesi verilerine göre Amerika'da AIDS virüsü taşıyanların sayısı 2 milyon 162 bin. Bu rakamın -1995- senesinde 2 milyon 902 bin kişiye ulaşacağı bildiriliyor. Hastalık halindeki AlDS'li Amerikalıların sayısı ise 430 bin. 1995 senesinde ulaşılması beklenilen rakam ise 951 bin 500 kişi.

* Çağın afeti AIDS hastalığının batıdaki yayılımı da ABD'den pek aşağı değil. Araştırma Merkezinin raporuna göre, Avrupa'da AIDS virüsü taşıyanların toplamı 745 bin, hastalık halinde olanların sayısı ise 101 bin 500 kişi. 1995 senesinde virüsü taşıyanların 1 milyon 230 bine, hastalık halinde olanların 289 bine yükseleceği bildiriliyor.

* USA TODAY'de çıkan bir istatistik raporunda Amerika'da her bin öğrenciden 3.6' sının AIDS virüsü taşıdığı tespit edilmiş. Son iki sene içerisinde delikanlı ve gençler arasında AIDS yüzde 77 nisbetinde artmış. Yine Amerika'da 13-14 yaşları arasındaki AlDS'lilerin sayısı 9000.

* 20 yaşın altındaki kızların yüzde 68'i, erkek çocukların yüzde 86'sı fuhuş bataklığına düşmüş durumda. Her sene 3 milyon ortaokul ve lise çağındaki genç, fuhuştan dolayı zührevi hastalıklara yakalanmakta.

* 20 Mayıs 1992 USA TODAY gazetesinin verdiği habere göre geçen sene Amerika'daki Adam City lisesinde 76 öğrenci anne olmuş. Bu sene ise 100 öğrenciden fazlasının doğum yapması bekleniyor. (Zaman, 3 Haziran 1992)

* Amerika'da yayınlanan Hite raporuna göre Amerikalı kadınların %70'i kocalarını aldatıyor. Kadınların sadece %2'si evlilikten memnun.

* Amerikan Kongresi'nde görevli üye, yardımcı ve danışmanların %25'i eşcinsel. (Cumhuriyet, 1988)


BATI'NIN ÖTEKİ YÜZÜ

ZAYIFA HAYAT HAKKI YOK

SUÇ ÜRETİMİ

* Bugün Amerika'da her 24 dakikada bir cinayet işlenirken, yılda ortalama otuz bin kişi cinayete kurban gitmekte. Sadece New York'ta bir günde ortalama 10 cinayet, 20 ırza geçme, 300 silahlı soygun, 800 hırsızlık vak'ası olmaktadır.

*Refah seviyesinın yüksek olduğu Almanya, İngiltere, Finlandiya, Norveç, Danimarka, İsveç ve İrlanda gibi ülkelerde, her yüzbin kişiye ortalama 30 cinayet 2500'den fazla hırsızlık, 300'den fazla dolandırıcılık, 200 dolayında ciddi saldırı olayı düşmektedir.

ZENGİN-YOKSUL

Dünya Bankası raporlarına göre ABD, kişi başına milli gelir bakımından dördüncü zengin ülke olarak geçiyor. Fakat, kışın 400 bin, yazın ise 4 milyon civarında insan evsiz durumda.

CEZAEVİ TOPLUMU

* Adalet Bakanlığı kayıtlarına göre ABD'de milyondan fazla mahpus var. Yani her 100 bin Amerikalıdan 413'ü. Hapishaneden çıkanların %41. 4'ü tekrar ve daha büyük suçlar işliyor ve daha tehlikeli hale geliyorlar.

*Amerika'da 33 milyondan fazla insan (genel nüfusun %13,5'i) resmi kayıtlara göre fakir olarak yaşıyor. Bu oran batılılarca 3. Dünya ülkeleri olarak adlandırılan ülkelerle aynı.

YAŞLILARIN DRAMI

* Amerika'da yapılan bir araştırmada huzurevlerinde kalan yaşlıların yüzde altmışının hiç ziyaretçisinin olmadığı belirtiliyor.

ABD'de artan intihar olaylarının bir başka sebebi olarak da yaşlı nüfusun artışı ve huzurevlerindeki yığılmalar gösteriliyor. Yalnızlık ve yabancılık hissiyle depresyon geçiren yaşlıların intiharı tercih ettiği belirtiliyor. 1,5 milyon kişinin kaldığı Amerikan huzurevlerinin sayısının 2020 yılına kadar %50 artması bekleniyor.

ÖLÜM CEMİYETLERİ

* Batı toplumunun içine düştüğü sosyal bunalımlardan kurtulmak gayesi ile bir çok intihar cemiyetleri açılması, bunalımın boyutlarını ortaya koyan bir başka görüntü.

İşte gençlere, "acı çekmeden rahat ve huzur (!) içerisinde bir ölüm" vaad ederek inşa edilen başlıca intihar cemiyetleri.

- Fransız Güzel Ölüm Cemiyeti. Müşterilerinin evlerine kadar hizmet götürüp, başarısızlıkla sonuçlanmayacak garantili ölüm yolları gösteriyor.

- Amerikan Ölüm Cemiyeti.

- İngiliz Kriz Cemiyeti.

- Almanya ölüm haklarını savunanlar cemiyeti.

YALNIZ HAYAT

* Batı uygarlığındaki sosyal bunalımın diğer bir boyutu da bireysel yaşam. Ailevi ve sosyal bağları parçalanmış batı toplumunda insanlar artık yalnız başlarına kalabilecekleri tek kişilik odalarda hayatlarını idame ettirmeyi tercih etmekte. Yapılan araştırmalara göre Paris'teki evlerin yarısının tek başına yaşamak isteyenler için tahsis edilmiş tek kişilik odalar halinde olduğu tespit edilmiştir.

ADAM VE MÜESSESE BAŞINA ÖZEL KORUMA

* ABD'de çeşitli firmalara bağlı olarak çalışan koruma görevlilerinin ya da kişiler için kiralanan gorillerin sayısı yaklaşık bin kişi. Bu sayı, ülkedeki polis sayısının çok üstünde. Amerikan firmaları özel koruma görevlileri için yılda 11 milyar dolar harcıyor. Güvenlik şirketlerinden sözleşmeyle getirilen goriller için ayrılan bütçe ise toplam altı milyar dolar.

ABD'de özel koruma hizmetleri için harcanan para yılda 17 milyar doları aşıyor.

* Bu husustaki çarpıklığı Sosyolog Frank Beiten şu şekilde açıklıyor: "Kendimizi kendimizden koruyabilmek için, polis dışında yüzbinlerce özel görevliye ihtiyaç duyuyorsak, o hale geldiysek, bizim toplumumuzdaki koruma görevlilerinin suç işlemelerinde şaşacak bir şey olamaz. Koruma görevlilerinin suç işlemeleri sorunu ne zaman biter biliyor musunuz? Onlara ihtiyaç duymadığımız zaman."

BENCİLLİK

* Amerikan devriminin temeli olan özgürlük, insan hakları ve bireysellik, Amerika'da bugün tümüyle çarpıtılmış, yozlaştırılmış. İnsanlar buz kesen bir bencilliğin içinde hapsolmuşlar. Bu aşırı materyalizmden ve insanları yalnızlığa mahkum eden bireysellikten herkes memnun mu ? Hayır tabiki hayır.

VEJETARYENLİK VE UYUŞTURUCU

* Düzenden memnun olmayanların değişik ve ilginç tepkileri var. Bunların arasında ilk bakışta önemsiz gibi görünse de "intelligentsia" arasında yaygınlığı ve simgesel değeri açısından sözü edilmesi gereken "vejetaryenlik" var. Sisteme ayak uyduramayıp dışlanmış olanların başvurdukları daha radikal bir yol ise "uyuşturucu" kullanmak. Dünyanın başka hiçbir yerinde ne bu denli yaldızlı bir dünya var ne de o dünyanın dışına itilmek bu denli çabuk ve kolay. Ne de uyuşturucu bağımlılığı bu boyutlara ulaşmış.

ABUR-CUBUR

* Sınırsız abur cubur yeme sonucu bugün Amarika'dan başka hiçbir ülkede görülmeyen şişman insanın bulunduğu aşırı beslenme sonucu bir sürü insanın kalp hastası olduğu bir gerçek. Ayrıca bir ailenin alış veriş ibadetini yerine getirebilmesi için tek maaşın yetmediği anlaşıldığından, kadınların büyük çoğunluğu da işgücüne katılmış. Sonuç inanılmaz sayıda çok insan ev dışında hazırlanmış yemek yemek durumundalar.

İKİ KUTUP

* ABD toplumu sanki iki kutba ayrılmış. Bir yanda sistemin içinde yaşayan ya da berisinde barınmaya çalışan, her türlü entellektüaliteden ve maneviyattan yoksun, çok erken kalkmaya ve çok çalışmaya dayalı,dolayısıyla düşünmeye, manen, maddeten aynaya bakmaya, ben nereden gelip nereye gidiyorum demeye hiç fırsat vermeyen bir hayat yaşayan insanlar var. Ancak bu insanlar belirli "anklav"larda yaşıyorlar. Hava kararmadan belirli mahallelerdeki evlerine kapanıyorlar. New York'ta, Chicago'da, Washington'da, Philadelphia'da tek başına dolaşılamayacak sokaklar, karanlıkta girilmemesi gereken mahalleler var. Buralarda şiddet var. Onlar ise çoğu zaman yoksul ve siyah.

Bir de sisteme henüz girmemiş, ama kurtuluşun vejetaryen olmakta ya da uyuşturucu kullanmakta yatmadığını hisseden bir gençlik var. Bu Amerikalı gençler ne yapmak istediklerini bilmiyorlar. Daha doğrusu, kararsız olma konusunda kararlılar. Bir önceki kuşak gibi işletme konusunda yüksek lisans yapıp Yuppie olmak onlara hiç çekici gelmiyor. Karşılarındaki aşırı materyalist dünyanın yalancı ve boş bir sahte cennet olduğunu görüyorlar. Bu dünyaya balıklama atlamak istemiyorlar. Onun için bekleyip hayata atılmayı geciktiriyorlar. Amerikan tarihinde ilk kez 18-24 yaş grubundaki gençlerin üçte ikisi ailesiyle oturuyor.

ÇATIRDAYACAK, ÇÖKECEK

* ABD'de her bakımdan sonun başlangıcı hissediliyor. Başta bir dönemin sonunun Türkiye'ye oranla çok sağlam bir ekonomisi olmuş olan ABD'de bazı oluşumlar yeni yeni ortaya çıkmaya başlamış. Örneğin orta sınıf yok oluyor yeni yeni duyulmaya başlanmış bir yakınma. Ayrıca aile kalmadı deniyor. Sadece neredeyse tesadüfen aynı çatı altında yaşayan hiçbir zaman bir sofra etrafında bir araya gelmeyen eve dönünce buzdolabından birşeyler atıştırıp yeniden yarım gün işlere koşan insan grupları var. Bu anlamsız koşuşturmanın bir süre daha devam edeceği düşünülebilir. Ama manevi değerleri bu denli ayak altına alan, düşünmeyi bu denli rafa kaldıran bir rejimin er geç çatırdaması kaçınılmazdır.

* Soğuk savaşın iki aktöründen birini çökerten tarih akımının diğerini de etkilemeye başladığı bir gerçek. Yapılanma çok farklı olduğu için sonuçlar da çok değişik bir şekilde gelişebilir. Ya da can çekişme çok uzun sürebilir, görmek bizlere nasip olmayabilir. Ancak temelde sürecin doğası aynı. Süper güç kimliğinin yitirilmesi.

SİLAH TUTKUSU

*US. News and World Report dergisinin bir araştırmasına göre Güney Kaliforniya'da yaşayan ve çoğu bir zamanlar silah taşımaya karşı olan binlerce Amerikalı şimdi silah satın almak için adeta yarış yapıyorlar. Ülkenin her yanında geçen yılın Mayıs ayına göre %62'lik bir artış var. Geçtiğimiz aylarda Los Angeles'ta yaşanan olaylar sonucu halk panik içinde.1950' lerde Amerika'da 54 milyon silah varken 1970' lerde bu rakam 164 milyona bu gün ise 200 milyona ulaşmış bulunuyor.11 günde 20 bin silah satışının yapıldığı geçen kayıtlarda yer alıyor. Silah kullanarak suç işleyenlerin durumu ise şöyle: 1984'te bu suçu işleyenlerin sayısı 462.000 iken bu rakam 805.000' lere fırlamış bulunuyor. Silahla işlenen cinayetlerin sayısı ise yine 1984' ten bu yana 10.175'ten 13.035'e çıkmış bulunuyor.

RÜYA SONA ERDİ

* Los Angeles'teki şiddet olaylarıyla birlikte meydana gelen ırk olayı gözleri yeniden siyahların üzerine çevirdi. 25 yıl önce yıllık geliri 50 doların üzerinde olan siyah ailelerin oranı %6 iken 1989'da %14 'e yükseldi. Beyaz gençler arasında işsizlik oranı %15'te kalırken siyahlarda %38'e ulaşıyor. İngiliz Reuter ajansı haber yorumunda Amerikan rüyasının sonunun geldiğini fırsatlar ülkesinde insanların artık geleceğe güvenle bakmadığını gösteriyor dedi.

RUHBANLAR

* Yunanistan' da hristiyan Ortodoks aleminin kutsal merkezlerinden Halkdili Yarımadası yakınındaki Aynaroz'da iki kişinin AIDS'ten öldüğü ortaya çıktı. Ayrıca geçen yıl da bir keşişin AIDS'ten öldüğü ve çeşitli defalar bazı keşişlerin AIDS teşhisi ile tedavi gördüğü belirtildi. Ayrıca ABD Wisconsin'de bir katolik rahibi 13 yaşındaki bir erkek çocuğa tecavüz etmekle yargılanıyor. Son yıllarda ABD Katolik Kilisesinde bu tür pek çok olaylar patlak veriyor.

* Batı'da son yıllarda ortaya çıkan ürkütücü hadiselerden biri de ensest diye ifade edilen aile içi cinsel istismar. Batının milyonlarca traja sahip haber dergileri asıl tehlikenin aile içinde yaşandığını söylüyorlar. Amerika ve Avrupa'da her dört çocuktan biri anne ya da babasının cinsel saldırısına uğruyor. İngiltere' de bu problemlerle uğraşan "Childline" isimli bir örgüt kuruldu. Childline'nın telefonları, her gün yardım isteyen 2000 çocuğa cevap veriyor. Amerika'da ise her yıl 100 bin çocuk bu istismarın kurbanı. Devlet bu tür olaylara yeterince ilgi göstermemiş olacak ki illegal örgütler faaliyet gösteriyor. Bu örgütlerin militanları çocukları anne ve babalarının cinsel istismarından koruyorlar. Militanların pek çoğu da çocukluklarında aynı kötü fiile maruz kalmış ve onun nefretiyle yaşayanlardan oluşuyor. Bu dehşeti anlayabilmek için biraz olsun batılı olmak gerek.


RENE QUENON'DAN:

TUFAN VE YENİLENME

* Modern dünya bu ölümcül yokuşun en dibine kadar yuvarlanmaya devam mı edecek yoksa Greko-latin uygarlığının çöküşünde olduğu gibi bu defa da uçurumun dibine varmadan bir canlanma mı görülecek?Artık yarı yolda mola verme imkansız gibi görünüyor. Buna karşılık geleneksel öğretilerin saydıkları belirtilerin tümüne uygun olarak gerçekten Kali Yuga'nın en son aşamasına, bu karanlık çağın en karanlık dönemine, yani çözülüp dağılma aşamasına girmiş gibiyiz. Bu durumda bir tufan olmadan hiçbir şey doğmaz, çünkü artık sadece bir canlanma değil baştan ayağa bir yenilenme gerekir.

* Modern uygarlığın bütün çabası gittikçe daha çok suni ihtiyaçlar üretmektir. Bu uygarlık her zaman doyurabileceğinden çok daha fazla ihtiyaçlar üretecektir. Çünkü bu iş bir kere başladı mı artık önünü almak pek kolay değildir... Maddenin kaba gücünü yularından çözenler artık söz geçiremedikleri bu gücün ayakları altında ezilip gideceklerdir. Çünkü bu güçler zincirlerinden bir kez boşandılar mı artık durdurulamazlar.

Kaynak: Altınoluk Dergisi (1992)

 

 


  MAKALELER

 

web analytics