SORU 5: Mürşid-i Kamil kimdir? Mürşid-i Kamil bulmak şart mıdır?

 

Kur'an-ı Kerim'de irşâd; doğruluk, hayır, fayda ve akıllı manalarında kullanılmıştır. Mürşid de; kendisi doğru, akıllı ve hayırlı olup, insanları doğruya, hayra yönelten kimse olarak belirtilmiştir.

Hakikatta insan iki yolun salikinden biridir; birisi Allah-u Zülcelai'in nimetlendirdiklerinin yolu (Fatiha; 7); diğeri, gazaba uğrayıp, dalâlete düşenlerin yoludur. (Fatiha; 7)

İlk mürşid Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve Kur'an-ı Kerimdir. Hayrı ve şerri yaratan Allah-u Zülcelal, kulların hayırda olmalarına razı; şerde ve küfürde olmalarına razı değildir. (Zümer; 7)

Şer kuvvetler olan nefis, şeytan ve dünya vazifesini yaparken, bu tür düşmanlara karşı kullanacağımız silahları, strateji ve taktiği, ilâhî iradeye uzanan gönül erlerinden, yani gerçek Mürşid-i Kamillerden Öğrenmeliyiz. Mürşid: "İnsan-ı Kâmil" olan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e vekalet etmektedir. Yaratılışındaki ferasetin ve sahip olduğu ilmin derecesine göre müridin kalbindeki ve mizacındaki sertliği, fesadı yavaş yavaş gidermeye çalışır.

Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

"Yarattığımız ümmetten öyle erler de vardır ki, onlar Hakk'a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler." (A'raf; 181)

Ayet-i kerimede işaret edilen erler; insanı irşad eden, doğru yolu gösteren, gafletten uyandıran ve insanı Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiyleri doğrultusunda terbiye ederek Allah'a ve Resulüne götürecek olan mürşidlerdir.

Allah-u Zülcelal nasıl ki zahiri ilimlerin öğrenilmesi için yeryüzünden âlimleri eksik etmiyorsa, batini ilimlerin öğrenilmesi ve insanların manevi olarak kendilerini temizleyip doğru yola çevirecek olan, daima güzel ahlakla davranan, şefkat ve merhametle muamele eden mürşid-i kamilleri eksik etmemiştir.

Şimdi bazı kimseler: "Muhakkak bir mürşid bulmak şart mıdır? " diyebilirler.

İnsan, yüzlerce kitabı ezberlerse ve gece-gündüz ibadetle meşgul olsa bile bir mürşidin terbiyesine girmeden, üzerinde bulunan hasletlerden kurtulamaz.

Tedavi yolunu bilmeyen bir hasta, nasıl doktora gitmeye muhtaçsa, nefsine mağlup olan ve bir türlü doğru yolda yürüyemeyen her insanın kendine bir mürşid bulması lazımdır. Çünkü Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

"İşte onlar, Allah'ın hidayetine ulaştırdığı kimselerdir; öyleyse sen de onların yoluna uy." (Enam; 90)

Mürşid, gerçek manada Allah-u Zülcelal'i kullarına, kulları da Allah-u Zülcelal'e sevdirmektedir. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

"Muhammed'in nefsini elinde bulunduran Allah 'a yemin olsun ki, hiç şüphesiz, Allah-u Zülcelal'in en sevgili kulları; Allah 'ı kullarına, kulları da Allah 'a sevdiren, yeryüzünde hayır ve nasihat için dolaşanlardır." (Beyhaki)

Mürşid-i kamillerin insanları Allah-u Zülcelal'e sevdirmesi şöyle olmaktadır. Mürşid-i kamil, kişiyi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine uymaya sevkeder. Her kim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e ve onun yoluna uymak için gayret sarfederse Allah-u Zülcelal onu sever. Çünkü bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

"De ki; 'Eğer siz (gerçekten) Allah 'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da Sizi sevsin. " (Al-iİmran; 31)

Mürşid-i kamilin Allah-u Zülcelal'i kullarına sevdirmesi ise şöyle olur: Mürşid, kişiyi manevi kirlerden temizleme yoluna sevkeder. Nefis, çirkin sıfat ve huylardan temizlenince, kalp aynası parlar ve hakikati görür. Hakikati gördüğü zaman da Rabbini sever. İşte bu nefsi temizlemenin ve terbiye etmenin bir sonucudur. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz nefsini temizleyen kurtulmuştur. "(Şems; 9)

Nefsin kurtulması, Allah-u Zülcelal'i tanıması ve hakikati görmesiyledir. İnsanın kalp aynası parlayınca, dünyanın ne kadar çirkin ve boş olduğunu, ahiretin ise ne kadar güzel ve devamlı olduğunu görür. Bu durumda da baki olanı sever ve ona yönelir; boş ve geçici olandan yüz çevirir. Böylece mürşidin insana vermiş olduğu menfaatte ortaya çıkmış olur.

Mürşid-i kamiller, dünyada Allah-u Zülcelal'in dininin tebliğ edicileri, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in varisleridirler. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

"Alimler, peygamberlerin varisleridir." (Beyhaki)

Madem ki peygamberlerin varisleridirler, öyle ise onlara uymak, onların gösterdiği yoldan gitmek, söyledikleri tavsiyeleri yerine getirmek lazımdır.

İnsan ne kadar çok ibadet ederse etsin, bir mürşid-i kamilin terbiyesine girerse, yapmış olduğu bu ibadetini az görür ve daha fazla ibadet etmeye gayret gösterir. Ama mürşidsiz olursa, nefis ve şeytan insanı çok kolay aldatır. Az olan ibadetini bile dağlar gibi gösterir.

Mürşid-i kamiller, Allah-u Zülcelal'in dosdoğru olan yolundan zerre kadar ayrılmamaya gayret gösterirler. Daima Allah-u Zülcelal'in razı olacağı işlerin üzerinde bulunurlar. Bir kişinin hem Allah-u Zülcelal'in rızasını aradığını iddia etmesi, hem de bu gibi zat­lardan kendisini uzak tutması çok yanlıştır. Oysa Allah-u Zülcelal bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:

"Bana yüz tutanın yolunu tut." (Lokman; 15)

Bu ayet-i kerimeden de anlaşıldığı gibi, peygamberlerin varisleri olan mürşid-i kamillerin göstermiş olduğu yoldan ayrılmamak lazımdır. Çünkü ashab-ı kiramlar da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e tabi olmuşlar, onun manevi terbiyesine girerek, göstermiş olduğu yoldan yürümüşlerdir. Günümüzde de onun varislerine uyan kimseler nefsin çirkin sıfatlarından kurtulup güzel sıfatların sahibi olurlar.

Netice olarak, mü'min olan kişi şuurlu bir şekilde düşündüğü zaman, Allah-u Zülcelal'in dostları ile beraber olmanın ve bir mürşid-i kamilin manevi terbiyesi altına girmenin bilhassa günümüzde şart olduğunu görecektir. Çünkü bugün günahlar bir deniz gibi olmuştur. İnsanın kendisini böyle bir ortamda muhafaza etmesi çok zordur. Kendisini muhafaza edebilmesinin çaresi mürşid-i kamilin terbiyesine girip, onun vermiş olduğu reçeteyi uygulamakla mümkündür. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi

ve sellem bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

"Kişi kendi arkadaşının dini üzerinedir. Öyle ise kişi kiminle arkadaşlık yaptığına baksın." (EbuDavud)

Onun için insan Allah-u Zülcelal'in yolunda sapmadan doğru bir şekilde yürüyebilmek için daima iyi kişilerle birlikte olmalıdır. Böyle kimselerle beraber olmak hem Allah-u Zülcelal'i, hem Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i hem de Allah dostlarını razı eder.

Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi K.S

Hanefi ve Şafi Mezhebine Göre Asrımız Meselelerine Fetvalar

 

Tasavvuf

 

free web stats